Dişinin arasında bir şey kalması, evrende "küçük görünen ama hayatı durduran" olaylar listesinde ilk 5'tedir.
Her şey masum başlar. Bir lokma alırsın. Hayat güzeldir. Sonra o şüpheli his gelir.
Tam yerini bilmezsin ama bilirsin... Orada bir şey vardır.
Dil devreye girer.
Dil normalde tembel bir organdır ama bu durumda yüksek lisans yapmış dedektif gibidir.
Sağa gider, sola gider, bastırır, yoklar.
Ama ne hikmetse dili sokabildiğin her yer orası değildir.
Konuşma anında daha da büyür mesele.
Karşındaki sana hayatının hikâyesini anlatır ama sen onu dinlemezsin.
Aklında tek cümle vardır: "Çok belli mi"
Gülersin ama gülüşün kontrollüdür.
Ağzını tam açamazsın çünkü içinden bir ses der ki:
"Bu gülüşün bedeli ağır olabilir."
Toplum içindeki müdahaleler ise ayrı bir sanattır.
Kürdan yoktur. Peçete yetersizdir.
Elini ağzına götürürken şu bakışı atarsın:
"Ben dişimi karıştırmıyorum, sadece yüzümü kaşıyorum."

9