Konuşurken sürekli sözünüzü kesen insanlar vardır. Siz daha cümlenin girişini yapmışsınızdır, onlar sonucu açıklamış, yorumu yapmış, çözümü üretmiş ve konuyu değiştirmiştir. Siz hâlâ "Ben aslında..." diye giriş yapmaya çalışırken, onlar "Heh işte ben de onu diyorum." diyerek sizi kendi konuşmanızın misafiri hâline getirir.
Bu insanların en ilginç özelliği, dinlemek için değil, konuşmak için beklemeleridir. Hatta çoğu zaman bekledikleri bile söylenemez. Siz nefes almak için yarım saniye durursunuz, onlar bunu "Sunucu reklam arasına çıktı." diye yorumlayıp yayını devralırlar. Bir de cümleyi sizden iyi bildiğini düşünenler vardır. "Geçen gün markete gittim..." dersiniz. "Evet evet, domates alacaktın." Hayır, matkap almaya gittim. Neden benim hayat senaryomu benden önce yazıyorsun
En sinir bozucu an ise tam can alıcı noktaya gelirken yaşanır. "Sonra adam bana öyle bir şey dedi ki..." diye heyecan oluşturursunuz.
Karşı taraf hemen atlar: "Biliyorum biliyorum, kesin küfür etti." Hayır, evlenme teklif etti. Bırak da hikâyenin devamını ben anlatayım.
Sürekli söz kesen insanların bir başka özelliği de, konuşmanın sonunda "Sen hiç konuşmuyorsun ya." demeleridir. Tabii konuşamıyorum. Her cümlem, daha virgüle gelmeden gasp ediliyor.
Toplantılarda, aile sofralarında ve arkadaş ortamlarında bu kişiler adeta profesyoneldir. Konu ne olursa olsun son sözü söylemek isterler. Sanki görünmez bir yarışma vardır ve "En Çok Cümle Tamamlayan Kişi" kupasını kazanacaklardır.
Oysa sohbet, tenis maçı gibidir; top bir o tarafa bir bu tarafa gider. Sürekli topu elinde tutan biriyle tenis oynanmaz, duvara karşı oynanır. Sürekli söz kesen biriyle yapılan sohbet de sohbet değil, tek kişilik podcast yayınıdır.
Bazen insanın içinden sadece şunu söylemek geliyor: "Bir dakika... Bu cümle bana ait. En azından sonunu ben getireyim."
BUNU

9