Cümleye giriş var, çıkış yok: "Ya aslında var ya..."

Bazı insanlar konuşmaya başlamadan önce ne söyleyeceğini düşünür. Bazıları ise "Ya aslında var ya..." der, gerisini beyninin ilgili birimine havale eder. Ağız yayına girmiştir ama içerik ekibi hâlâ toplantıdadır.

Bu üç kelimeyi duyunca insan ister istemez dikkat kesilir. Çünkü söyleyen kişi hafifçe öne eğilir, sesini alçaltır, etrafa bakar. Sanırsın devletin otuz yıldır açıklamadığı bir bilgiyi paylaşacak. Sen de yaklaşır, kulağını verirsin: "Karpuzun yanında peynir olmayınca ben yiyemiyorum." Bunun için mi beni masanın öbür ucundan çağırdın Telefonda söyleyemeyeceğin mesele bu muydu

"Ya" dikkat çekmek içindir. "Aslında" birazdan duyacağımız fikrin uzun araştırmalar sonucunda oluştuğu izlenimini verir. "Var ya" ise konuşmacıya son bir düşünme fırsatı tanır. O sırada kafanın içinde telaş vardır: "Bir şey bulmamız lazım. Herkes bize bakıyor." Bu girişin en büyük avantajı, her konuya uyarlanabilmesidir. Aşk, siyaset, ekonomi, kuru fasulyenin gazı... Hepsinin önüne gelir. "Ya aslında var ya, bu ülkenin sorunu eğitim." Masada herkes susar.

Konuşan kişi arkasına yaslanır. Az önce eğitim sistemini düzeltmiş olmanın huzuruyla çayına üçüncü şekeri atar. Bir de bu cümleyi söyledikten sonra uzun uzun bekleyenler vardır. "Ya aslında var ya..." Bekliyoruz. Adam çayından bir yudum alıyor. Yine bekliyoruz. Camdan dışarı bakıyor. Söyle artık! Cümlenin devamını mirasçıların mı açıklayacak

En sık kullanıldığı yerlerden biri ilişki sohbetleridir. Arkadaşın üç saat boyunca sevgilisini anlatır. Mesajları okursun, ekran görüntülerini incelersin, olayların tarih sırasını çıkarırsın. Tam bir kanaate varmışsındır ki başını kaldırır: "Ya aslında var ya, o çok iyi biri." O zaman neden üç saattir adam hakkında iddianame hazırlıyoruz

Ben az önce müebbet istedim! İşyerinde de sık duyulur. Toplantı bitmek üzeredir. Herkes defterini kapatmış, sandalyesini hafifçe geri çekmiştir. İçinizden biri o cümleyi söyler: "Ya aslında var ya..." Bitti. Öğle yemeği gitti.

Çünkü iş yerinde bu girişten sonra kısa bir şey gelmez. Mutlaka "Biz bu süreci bir bütün olarak ele almalıyız" diye devam eder. Ardından süreç ele alınır, masaya yatırılır, üzerinden geçilir. Saatler sonra herkes aynı işi yapmaya geri döner. Yalnız artık açızdır.

Gece geç saatlerde söyleneninin etkisi daha başkadır. Balkon, çay, uzaklara bakış... "Ya aslında var ya, insan hiçbir şeyi kafasına takmayacak." Bunu söyleyen kişi beş dakika önce "Mesajı gördü ama cevap vermedi" diye telefonun ekran parlaklığını artırıyordur. Belki cevap karanlıkta kalmıştır.

Bir de büyük kararların habercisidir bu söz. "Ya aslında var ya, ben her şeyi bırakıp gideceğim." Nereye gideceği belli değildir ama bırakılacak her şey hazırdır. İş, şehir, insanlar... Sonra telefon çalar. Kargo gelmiştir.