Çay severlerle kahve severlerin atışması artık içecek meselesi değil. Bu, mahalle kavgasının kafe şubesidir.
Çaycı sabah gözünü açar açmaz kettle'a koşar. Adamın damarlarında kan değil, açık demli akıyor.
"Çaysız ayılamam" der.
Sanki içmese nüfustan düşecek.
Kahveci daha sakin görünür ama o da tehlikeli. Sabah kahvesini içmeden konuşmaz.
Zaten surat ifadesi şunu der:
"Bana espresso gelmeden insan muamelesi yapmayın."
Çaycı kahveciyi hiçbir zaman tam anlamaz. Çünkü kahveci kahve içmiyor, proje yönetiyor.
"Bugün V60 mı içsem, Chemex mi yapsam" Kardeşim içeceksin alt tarafı.
NASA'ya yakıt hazırlamıyorsun.
Çaycı için sistem basit:
Su kaynar.
Çay demlenir.
Hayat devam eder.
Kahveci için olay Discovery Channel belgeseli:
"Bu çekirdek Etiyopya'nın yüksek rakımlı bölgelerinde yetişiyor..." İçecek değil sanki biyografi.
Çaycıların özgüveni başka seviyede. Her ortamda çay vardır çünkü.
Düğünde çay.
Cenazede çay.
Berberde çay.
Sanayide çay.
Ev gezmesinde çay.
Türkiye'de fişi takılı her yerde çay çıkabiliyor.
Kahvecilerin mekân seçiciliği var.
Adam kahve içmek için prizli masa arıyor.
Yanında laptop, önünde kahve... Bir yudum alıyor, sonra 4 saat ekrana bakıyor. Kafeye değil, mobil ofise gelmiş.
Çaycı kahveciye küçümseyerek bakar:
"Bir kahveye dünya para veriyorlar." Kahveci de çaycıya yukarıdan bakar:
"Çayın aroma profili düz." Çaycı "profil" kelimesini duyunca sinirlenir zaten. Adamın tek profili ince belli.
Çaycı kahveciyi şöyle tarif eder:
"Bunlar battaniyeyle kafede kitap okuyan tipler." Kahveci de çaycıyı şöyle anlatır:
"Bunlar çay içerken ülke kurtarıyor." Bir anda ortam sessizleşti.
Biri arkadan sandalye çekti, diğeri "Başlıyor..." dedi.
Ve atma türkü kapışması başladı.
ÇAYCI:
İnce belli elde durur, dost muhabbet kaynaşır.
Sizin kahve gelene kadar bizim üçüncü demlik taşar.
KAHVECİ:
Çekirdeğim dağdan gelir, aroması ayrı olur, Sizin çayın tek olayı, yanında beleş su olur.
ÇAYCI:
Bizim çayın hatrı vardır kırk yıl sürer hesabı, Sizin latte bitene kadar geçer öğlen kebabı.
KAHVECİ:

3