"Bir ara görüşelim" demek, yetişkinlerin birbirine verdiği en kibar belirsizliktir. Ne zaman, nerede, kimlerle Bunların hiçbirini konuşmayız. Çünkü amaç buluşmak değil, vedalaşırken kimsenin gönlünü kırmamaktır.
Biri "Mutlaka!" der, diğeri "Haberleşiriz!" diye karşılık verir. Böylece iki taraf da üzerine düşen görüşmeme sözünü vermiş olur. Ortada tarih yoktur, mekân yoktur ama nedense herkes plan yapılmış gibi memnundur.
Bazen işi ileri götürüp "Bu sefer gerçekten yapalım" deriz. Demek ki önceki beş görüşme teklifinin temsili olduğunu kabul ediyoruz. Ardından "Sen müsait olunca yaz" gelir. Sorumluluk karşı tarafa devredilmiş, vicdan rahatlamıştır.
Artık yıllarca görüşmesek de sorun yoktur; biz yazacaktık ama onun müsaitliği kesinleşmedi. Adam evlenmiş, çocuğu olmuş, çocuk okula başlamış; hâlâ uygun bir boşluk kolluyoruz.
Bu dostlukların en yoğun yaşandığı yer mesajlaşma uygulamalarıdır. Üç ayda bir "Nasılsın kardeşim" yazılır. "İyiyim, sen" cevabı gelir. Sonra "Koşturmaca işte" denir. Kim nereye koşuyor, neye yetişiyor belli değildir.
İkimiz de o sırada koltukta uzanmış, televizyon kumandasını almaya üşeniyoruzdur ama hayatlarımız çok yoğundur. "En kısa zamanda bir kahve içelim" diyerek konuşmayı kapatırız. O kahvenin çekirdeği henüz ekilmemiştir.
Bir de tesadüfen tarih konuşulursa yaşanan panik vardır. "Haftaya buluşalım mı" sorusu gelince sohbetin havası değişir. Biz güzel güzel görüşme ihtimalinden bahsediyorduk, arkadaş işi randevuya çevirmiştir. Hemen "Haftaya biraz karışık, ben sana döneyim" deriz. Bu dönüşün belli bir süresi yoktur. Dünya Güneş'in etrafında dönmeye devam eder, biz arkadaşa dönemeyiz.
Buluşma kararı gerçekten alınırsa bu kez yer seçimi başlar. "Senin tarafa geleyim." "Yok, sen yorulma." "Ortada bir yerde buluşalım." İki kişi bir kahve içecek ama şehir planlaması yapılıyor.
Sonunda herkesin bildiği, kimsenin yakınında olmayan bir yer seçilir. Gün yaklaştıkça içimizde küçük bir umut belirir: Acaba karşı taraf iptal eder mi Telefona "Ya çok mahcubum ama..." diye başlayan mesaj düşünce yüzümüze anlayışlı bir gülümseme yayılır. "Hiç sorun değil, sonra yaparız"

1