Türkçe'de bazı kelimeler vardır, tek başına cümle kurmaz ama bütün tartışmanın yükünü sırtlar. İşte "bari" tam olarak böyle bir kelimedir. Üç harf... Ama içinde pişmanlık, sitem, pazarlık, son umut ve hafif bir tehdit barındırır. "Bari", beklentilerin öldüğü yerde doğar. Mesela arkadaşın seni düğününe çağırmaz. İçinden şöyle dersin: "Bari fotoğraf atsaydın." Demek ki düğüne gitmeyi çoktan kabullenmişsin. Artık davetiye istemiyorsun.
İnsan yerine konulmayı talep ediyorsun. "Bari" kelimesi genellikle geç kalır. Kimse sabah kalkıp "Bugün bari derim" demez. O, bütün umutlar tüketildikten sonra sahneye çıkar. Otobüsü kaçırırsın. "Bari oturacak yer bulayım." Patron mesai bırakır. "Bari yemek söyleseydi." Elektrik kesilir. "Bari telefon şarjı dolu olsaydı." Hayat sana sürekli "Yok." der, sen de pazarlığı "Bari..." ile sürdürürsün. Evde de en çok kullanılan kriz kelimelerinden biridir.
"Yemeği beğenmedin mi" "Yok canım... Bari tuzu biraz az olsaymış." Bu cümleden sonra masadaki huzur ortamı fişi çekilmiş televizyon gibi sessizleşir. Anne-babaların "bari"si ise ayrı bir seviyedir. "Bari bu sınavdan geç." "Bari odanı topla." "Bari arada bir haber ver." Buradaki "bari", aslında yıllardır süren mücadelenin son indirim kampanyasıdır. Arkadaş grubunda da çok kullanılır. "Buluşmaya gelemiyorum." "Bari haber verseydin." Kimse gelmediğine kızmaz. Habersizliğe kızar. Çünkü Türk insanı iptal edilmeyi kabul eder ama hazırlık yapıp evde beklemeyi affetmez.
İlişkilerde ise "bari" alarm seviyesidir. "Bari dürüst ol." "Bari mesajı görmezden gelme." "Bari doğum günümü unutmasaydın." Bu noktadan sonra romantizm bitmiş, müşteri hizmetleri görüşmesi başlamıştır. "Bari" aynı zamanda fakirliğin de resmi kelimesidir. Tatile çıkamazsın. "Bari deniz kenarında çay içelim." Araba alamazsın. "Bari camını silelim." Ev alamazsın. "Bari emlak ilanlarına bakalım." Hayaller küçüldükçe "bari" büyür.
En acımasızı ise futbol izlerken çıkar. "Bari beraberlik olsun." "Bari gol yiyelim de uzatmaya gitmeyelim."

12