Arabada tek başınayken verilen konserler

Arabaya binerken amaç sadece A noktasından B noktasına gitmektir. Ama ilk sevdiğin şarkı çaldığı anda araç artık ulaşım aracı olmaktan çıkar; 50 bin kişilik stadyuma dönüşür. Tek seyirci sensin, tek sanatçı da sensin. Üstelik seyirci de sanatçıya hayrandır. Şarkının girişinde direksiyonu hafifçe tutup "Birazdan benim bölümüm geliyor" diye beklemek... Nakarata gelince sesin bir anda orijinal sanatçıdan daha yüksek çıkması... Kırmızı ışıkta yanındaki arabaya bakıp hiçbir şey olmamış gibi düz durmak, yeşil yanınca kaldığın yerden devam etmek... İngilizce şarkıda kelimeleri bilmeyince özgüvenle uydurma bir dil konuşmak...

En duygusal yerde tek elle direksiyon, diğer elle görünmez mikrofona sarılmak... Davul solosunda direksiyonu bateri seti sanıp ritim tutmak... Gitar solosunda vites kolunu elektro gitar sapına çevirmek... Şarkının sonunda hayali alkışları selamlamak... Camlar kapalıyken sesine Grammy adaylığı vermek, cam açık olduğunu fark edince bir anda radyoyu dinliyormuş gibi yapmak... Aynaya bakıp klibin yakın plan çekimini çekiyormuş gibi dramatik bakış atmak... Yoldaki tümsekleri sahne efekti sanıp performansa dahil etmek... Trafikte kimse seni izlemiyor sanırken otobüsteki kırk kişinin konserin ilk sırasını oluşturduğunu fark etmek... Aynı şarkıyı "Bu sefer daha iyi söyleyeceğim" diyerek üç kez üst üste açmak... Şarkının sonunda derin bir nefes alıp sanki iki buçuk saatlik dünya turnesini bitirmiş gibi yorulmak... Arabadan inince beş dakika önce stadyumu yıkan kişinin yerine sessiz, efendi ve "İyi günler" diyen biri olarak hayata karışmak...

İşin en ilginç yanı şu: Arabada herkes kendi gözünde en az bir kez Ajda Pekkan, Freddie Mercury ya da Adele olmuştur. Performansın kaydı yoktur, eleştirmeni yoktur, bilet satışı yoktur. Ama o konser, kariyerinin en başarılı konseridir. Çünkü tek kural vardır: Arabanın içinde ses kötü çıkmaz.