"Alt tarafı maç" diyen kadınlara erkeklerden resmi açıklama

Sevgili kadınlar, yıllardır bize aynı soruyu soruyorsunuz: "Bir futbol maçını neden bu kadar ciddiye alıyorsunuz" Haklısınız. Dışarıdan bakınca gerçekten saçma görünüyor. 22 yetişkin adam bir topun peşinden koşuyor, biz de koltukta ülkenin kaderi belirleniyormuş gibi bağırıyoruz.

Ama mesele top değil. Zaten erkeklerin hayatındaki birçok şey göründüğü şey değildir. Arabayı yıkamak araba yıkamak değil, terapidir. Mangal yakmak yemek pişirmek değil, mühendisliktir.

Televizyon kumandasını elinde tutmak televizyon izlemek değil, iktidardır.

Futbol da sadece futbol değildir.

Mesela diyorsunuz ki:

"Sen oynuyor musun" Hayır.
"Futbolcular seni tanıyor mu" Hayır.
"Kulüp senin mi" Hayır.
"O zaman takım yenilince sen niye üzülüyorsun" Bakın, burada mantık kullanarak bizi yenmeye çalışıyorsunuz. Bu hiç adil değil.

Futbola mantıkla yaklaşırsanız zaten bizim savunacak pek bir tarafımız kalmıyor.

Bir de şu meşhur cümleniz var:
"Alt tarafı maç." İşte bunu söylemeyin. Alt tarafı maç dediğiniz şey için adam bütün haftayı beklemiş. Kadroyu düşünmüş, sakatları kontrol etmiş, rakibin son maçlarını incelemiş, arkadaşlarıyla 48 farklı senaryo konuşmuş.

Sonra maçın 89. dakikasında siz gelip, "Salondaki perdeyi değiştirsek mi" diyorsunuz.

Değiştirelim. Ama şimdi mi

Bizim adam ceza sahasına giriyor, hakem avantaj oynatıyor, kaleci öne çıkmış... Siz: "Bej mi, kırık beyaz mı" Hanımefendi şu anda bizim dünyamızda sadece yeşil diye bir renk var.

Bir de "Maç izlerken beni duymuyorsun" diyorsunuz.

Duyuyoruz. Sadece beynimiz o sırada diğer departmanları geçici olarak kapatıyor.

Biz tek kanallıyız. Maç açıksa diğer uygulamalar çalışmıyor.

Özellikle son on dakika telefon, perde, market alışverişi, komşunun boşanması ve yarın nereye gidileceği gibi konular sistem tarafından otomatik olarak reddediliyor.

Futbol hafızamızla dalga geçmeniz de haksızlık:
"Evlilik yıl dönümümüzü unutuyorsun ama 2008'deki maçı hatırlıyorsun." Bu bizim suçumuz değil.

Beynin çalışma sistemi böyle.

Evlilik yıl dönümü: Takvim.
90+3'te gelen gol: Tarih.

Geçen hafta marketten ne alınacağını unutabiliriz ama 15 yıl önce hakemin vermediği penaltıyı unutmayız. Çünkü bazı yaralar kapanmaz.

Bir de televizyon karşısında teknik direktöre bağırmamızı anlamıyorsunuz:
"Adam seni duymuyor ki!"