Akım var, akıl yok

ESKİDEN biri durduk yere kafasına yoğurt dökse ailesi endişelenirdi. Şimdi telefonu nereye koyduğuna bakıyorlar. Kamera açıksa içerik üreticisi, kapalıysa aile toplantısı gerekiyor. Çünkü artık saçmalamanın toplumsal bir izni var: "Akım yapıyoruz." Bu cümleyi söyledikten sonra insanın kendine yapamayacağı şey pek kalmıyor. Mantık kapıda bekliyor, içeride çekim var.

Bir kişinin tuhaf bir hareket yapması yetmiyor; binlerce kişi aynı hareketi aynı müzikle tekrar ediyor. Sonra da altına "Kendi tarzımla denedim" yazıyor. Kendi tarzı dediği, diğerlerinden üç saniye geç düşmek. Herkes özgün, herkes farklı, herkes aynı anda aynı yere işaret ediyor. İnsanlık bu kadar koordineli çalışabilseydi ev taşırken kaybolan alyans çoktan bulunurdu.

Bir de evin huzurunu akıma kurban edenler var. Eşini korkutuyor, annesini ağlatıyor, babasına kötü haber verip tepkisini çekiyor. Sonra "Şakaydı!" diye gülüyor. Adamın tansiyonu çıkmış, kadın mutfakta duvara tutunuyor; bizimki videonun girişine hangi efekti koyacağını düşünüyor. Aile içi güven ilişkisi bitmiş ama izlenme güzel. Eskiden evde birinin yüzü düşse "Ne oldu" diye sorulurdu. Şimdi "Bir daha yap, kayda girmemiş" deniyor. Sokakta yapılanların bedelini de yoldan geçenler ödüyor. Adam ekmek almaya çıkıyor, önüne üç kişi atlayıp dans ediyor. Bir başkası kulağına bağırıyor, öteki mikrofon uzatıp özel hayatını soruyor. Eve dönene kadar adamın sabahki sakinliğinden eser kalmıyor. Üstelik akşam internette kendini "Dayı çok sinirlendi!" başlığıyla buluyor. Dayı ekmeği alabilmek için zaten yeterince mücadele etmiş, şimdi bir de yorumlarda karakterini savunacak. En güzel savunma da şu: "Ama herkes yapıyor." Zaten mesele o. Bir kişi yapsa "Geçmiş olsun" diyeceğimiz hareketi herkes yapınca bizden de katılım bekleniyor. "Sen neden denemedin" Çünkü evde otururken üstüme un dökmek aklıma gelmedi. Böreklik unu görünce hâlâ börek düşünüyorum; demek ki dijital çağın biraz gerisinde kaldım. Yakında biri hiçbir şey yapmadan oturma akımı başlatacak. Millet sandalyeye oturup kameraya bakacak, altında aynı müzik çalacak. Biz de yıllardır boşuna yorulmuş olacağız. Ama onun da bir haftaya zorlaştırılmış versiyonu çıkar: Sandalyesiz oturma. Sonra birileri düşer, birileri kızar, biri mutlaka "Bunu annemde denedim" diye video yükler. Anne de elinde terlikle kadraja girer. Yıllardır değişmeyen tek akım odur.