Yüksek faiz, takibe düşen krediler ve beklentiler

Hepimizin uzun süredir şahit olduğu üzere enflasyonla mücadelenin para politikası tarafında yüksek faiz önemli bir enstrüman olarak kullanılmaya devam ediliyor. Öyle ki politika faizindeki indirimler devam etse bile beklenen enflasyondaki düşüşlerle beraber reel faiz yine yüksek kalmaya devam ediyor.

Elbette bunun en önemli nedeni para politikasının temel kaldıracının TL'nin reel olarak değerli kalması üzerine tesis edilmiş olması. Yani kurdaki artış oranı enflasyondaki artış oranının altında kalacak şekilde bir kontrollü kur politikası uygulanıyor. Dolayısıyla hem yüksek faiz hem de rezerv yönetimi ile TL güçlü kalmaya devam ediyor. Bu açıdan bakarsak hem beklenenden yüksek gelen ocak ayı enflasyonu hem de şubat ayı enflasyonuna ilişkin öncü göstergelerdeki olumsuz veriler faizin yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ediyor. Hatta belki mart ayındaki PPK'da faiz indirimi bile gelmeyebilir!

Enflasyonla mücadelede uygulanan sıkı para politikasının yan etkileri de var. Bunları defalarca sizlere bu köşede izah etmeye çalıştım. Yeniden uzun uzun anlatmayacağım ancak bunlardan bir tanesi de kredilerde takibe düşme oranlarının artışı yani tahsili gecikmiş alacaklar (TGA). Son veriler bu veride farklı kredi segmentlerindeki artışın devam ettiğini gösteriyor. Örneğin toplam kredilerde 2025 yılı ocak ayında %1,9 olan TGA bu yıl ocak sonu itibariyle %2,6. Aynı dönem aralığında alt kırılımlardaki değişimler ise şöyle;

Bireysel kredilerde; %3,2 >> %4,3

İhtiyaç kredilerinde; %4,2 >> %5,2

Kredi kartlarında; %3,2 >> %4,5

Ticari kredilerde; %1,5 >> %2.0

KOBİ kredilerinde; %2,1 >> %3,3

Gördüğünüz üzere tüm kredi türlerindeki TGA'larda belirgin bir artış var. Bu konuyu önemsememin ve bugünkü yazıma konu etmemin bir nedeni de Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay. O dönemde ekonomi medyasının gözünden kaçmıştı ancak Akçay bu veri ve bu veriye bağlı olarak para politikası dizaynı ile ilgili 7 Kasım 2025'teki Enflasyon Raporu toplantısında çok kritik bir sözlü yönlendirme yapmıştı.

Akçay şöyle demişti; "Sıkılık kavramını sorgulamak önemli. Şundan dolayı, TGA ile ilgili soru gelmedi. Oysaki tarihi düşük. Bunun sebeplerinden biri de şirketlerin sıkılaşma dönemine ciddi tampon ve düşük borçlulukla girmesi. Bu onlar için çok iyi fakat faiz yüksekken şirketlerin finansman tarafında sisteme ihtiyacı yoksa sorun olmuyor. Ne zaman tamponlar eriyor ve şirketler fonlama tarafında sisteme muhtaç haline geliyorlar yüksek faiz o zaman sıkılık anlamına geliyor. Böyle baktığınızda, 2 senedir sıkıdır demek yanlış bir şey." Yani özetle bir bakıma "Merkez Bankası'nın istediği sıkılık" seviyesini TGA oranları üzerinden takip etmek gerekiyor.