ABD, İran ve İsrail arasındaki savaş hız kesmeden devam ederken İran bölgedeki diğer ülkelerde konuşlu ABD ve İsrail hedeflerine de füze göndermeye devam ediyor. Diğer yandan bir önceki yazımda da belirttiğim üzere savaşın tüm kaderi Hürmüz Boğazı'na bağlanmış durumda. İran, dünyanın geri kalanına savaşı durdurma baskısı yapabilmek için sadece petrol fiyatını değil aynı zamanda arz sorunlarını da kullanıyor.
Peki bu savaş ne zaman bitecek Bu sorunun cevabını Trump da dahil olmak üzere hiç kimsenin bildiğini sanmıyorum. Zira bu savaşın amacının da ne olduğu belli değil. Bu bakımdan savaşın yoğunluğu ve hedefleri değişmekle beraber uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Ancak görünen o ki savaşın ilk günlerinde Trump'ın yaptığı "3-4 hafta sürebilir" açıklaması hükümetlerde ve piyasalarda rehavete neden olmuş durumda.
Ben ilk günden bu yana başlayan savaşın etkilerinin çok ciddi derecede kötü olacağını ve maalesef başta Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere dünyanın geri kalanını stagflasyona (enflasyon+durgunluk) sürükleyeceğini ifade ediyorum. Dahası meselenin ciddiyetinin tam olarak kavranmadığını da düşünüyorum. Tam da bu noktada imdadıma Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Fatih Birol yetişti. Birol hafta sonu BBC'ye verdiği röportajda şunları söyledi; "Tarihin en büyük küresel enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıyayız. Bence hükümetler ve piyasalar karşı karşıya olduğumuz enerji güvenliği sorununun boyutunu henüz tam olarak anlamadı." dedi. Yani Fatih Birol da yaşananların geçici olmadığını ve etkilerinin uzun süre hissedileceğini ifade ediyor.
Durum gerçekten de endişe verici. Savaş bugün bitse bile bazı şeylerin eskiye dönmesi en az 6 ay sürecek. Saldırılar nedeni ile hasar alan bazı enerji altyapılarının yeniden inşası ve/veya onarılması yıllar sürebilir. Ayrıca artan fiyatlar nedeni ile oluşan fiyatlamaların "fiyat yapışkanlığı" olgusuna bağlı olarak eskiye dönmesi ise pek muhtemel görünmüyor.
Biz ise tüm olumsuzluklara oldukça yüksek faiz ve makroihtiyati tedbir adı altında uygulanan sert kredi kıtlığı ile girdik. Maalesef savaş öncesi dönemde de ciddi şekilde zorlanan reel sektör bu kez çok daha kötü koşullarda savaşa yakalandı. Maliyet kanalından gelen korkunç bir enflasyonist baskı ile karşı karşıyayız. Zaten yüksek finansman maliyetlerine maruz kalan reel sektör şimdi de artan hammadde fiyatları nedeni ile zorlanıyor. Hem de krediye erişimin sert bir şekilde kısıtlandığı bir dönemde.

17