Tarife savaşları, kur savaşları ve bizim rekabetçiliğimiz

ABD Başkanı Trump, küresel siyasi iklimi ve piyasaları germeye devam ediyor. Tarifeler üzerinden başlattığı ticaret savaşlarının ekonomiler üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Öyle ki özellikle son haftalarda borsalarda yaşanan kayıpların pandemi dönemi hatta 2008 Küresel Finansal Krizi döneminden daha kötü olduğu bir dönemden geçiyoruz. Hatta bazı yorumcular 1900'lerle de kıyaslıyor.


Trump'ın ABD'nin ticaret yaptığı ülkelere uygulamaya koyduğu yeni tarifelerin ticaret savaşlarının fitilini ateşlediği artık hemen hemen herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Diğer ülkelerin de bu yeni tarifelere mütekabiliyet esası ile verdiği cevaplar da yangına benzin döküyor. Elbette Trump'ın bu nobran tavrına karşılık verilmesin gibi edilgen bir politika tavsiye etmiyorum. Ancak bu meselenin gittiği yerin "sıfır toplamlı bir oyun" olduğu yani amiyane bir tabirle kimseye bir hayrının olmadığı aşikâr.


Literatürde "ithal ikâmecilik" diye tabir edilen ve esasen teorik olarak mümkün görünse bile pratikte ABD'nin asla başaramayacağı aşikâr olan Trump'ın mevcut politikalarından mümkün mertebe korunmak isteyen ülkelerin başında ise Çin geliyor. Çin, ABD ile yaşanan ticaret savaşında ihracatın cazibesini korumak için kendi para birimi olan Yuan'ın değerini Dolar kuru karşısında 7,20'nin üzerine çıkardı. Ben yazıyı kaleme aldığım sırada DolarYuan 7,34'ten işlem görüyordu. Bu adım spot Yuan kurundaki değer kaybı beklentilerini tetikledi. DolarYuan kurunda 7,20 seviyesi dikkatle takip edilir ve Çin'e olan yabancı sermaye güvenini sürdürmek için 7,20 seviyesi önemli bir eşik olarak kabul edilir. Ancak Çin, Trump'ın yaptıklarının etkilerini minimize etmek ve ABD'ye karşılık verebilmek için bu eşiğin aşılması da dahil olmak üzere her şeyi yapmaya hazır olduğu gösterdi. ABD'nin tarifeler üzerinden başlattığı ticaret savaşına, para biriminin değerini düşürerek "kur savaşı" ile de cevap vermiş oldu.


Literatürde "kur savaşları" kavramını kabaca 'ülkelerin kendi paralarının değerini bilerek yabancı paraların değeri karşısında düşük tutup başka ülkelerle dış ticarette rekabetçi olmaya çalışmaları' şeklinde tanımlıyoruz. Bu hali ile baktığımızda serbest kur rejimi uygulayan Batılı ülkelerin de kur üzerinden tepki vermek için para politikalarında yeni adımlar atmaları bunun da tarifelerle birlikte küresel enflasyonu tetikleme ihtimalinin arttığını not edelim.