Hafta içinde Türkiye Aydın Gençler Eğitim Vakfı'nın (TAGEV) daveti ile "Evden hayata: Güçlenen Gençlik Çalıştayı" başlıklı çalıştaya katıldım. Açılış konuşmamalarını TAGEV Mütevelli Heyet Başkanı Mirkan Aydın ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli'nin yaptığı kapanışında ise Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Demirli'nin değerlendirme-lerde bulunduğu çalıştayda kamuoyunda "ev genci" olarak nitelenen ama gerçekte eğitimde, istihdamda ve mesleki eğitim süreçlerinde olmayan gençlere yönelik olası politikalar tüm yönleriyle ele alındı.
Çok sayıda akademisyen, eğitimci, iş insanı ve farklı disiplinlerden uzmanların katıldığı çalıştayda gençleri ilgililendiren konular 9 farklı başlık altında tüm boyutlarıyla ele alındı. "Gençlerin dirençli, yönünü bulabilen ve topluma katılabilen bireyler olarak güçlenmesini destekleyen eğitim temelli yaklaşım ve politikaları nasıl birlikte geliştirebiliriz" sorusuna cevap aranan çalıştayda özellikle dijitalleşme ve buna bağlı bireyselleşme konularına ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Çalıştayın çıktılarının bir rapor olarak önümüzdeki aylarda kamuoyu ile paylaşılacağı notu ile kendi tespitlerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle özel bir eğitim kurumunun günlük işleyişin telaşını bir kenara bırakarak toplumsal meselelere kafa yorması, gençleri sadece eğitim döneminde değil mezuniyet sonrasında da önemsiyor olması ve nihayet tüm bu "dert edindiği" konuları çözmek için bir sivil toplum örgütü kurarak gençlere yönelik bir vakfı hayata geçirmesinin takdire şayan olduğunu belirtmek isterim. Bu bakımdan Özel Nesibe Aydın Eğitim Okulları Kurucusu Nesibe Aydın "öğretmenimizin" ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mirkan Aydın'ın son derece önemli bir adım attığını ve büyük bir teşekkürü hak ettiklerini düşünüyorum.
Gerçekten de "ev genci" olarak tabir edilen ne eğitimde ne de istihdam da yer almayan, (NEET) gün geçtikçe yalnızlaşan, bireyselleşen, toplumdan uzaklaşan ve katma değer üretebilecek konumdayken kaybettiğimizin gençlerimiz var. Elbette bunun pek çok farklı nedenleri olduğu ifade edilebilir. Ancak nedeni ne olursa olsun bugüne kadar bu konuda yorum ve/veya eleştirinin ötesine geçmeyen gündemin önüne geçerek atılan bu adımın oldukça kıymetli olduğu aşikâr. Dahası bir sorunu çözmek için önce nedenleri tespit etmek ve daha da öncesinde sorunu konuşmaya başlamak gerekiyor. Elbette bu konuyu maddi çıkar gözetmeyen bir sivil toplum kuruluşu altında farklı disiplinlerden uzmanlar ile konuşmak ise çözümün başlangıcı için son derece stratejik bir önem taşıyor.

16