Sıklet merkezi Türkiye!

Köşe yazılarımı sürekli takip edenlerin bildiği üzere Türkiye'nin "sıklet merkezi" rolüne ilişkin çok sayıda yazı kaleme aldım. Bu yaklaşımımı destekleyen küresel ve bölgesel konuları örnekleri ile sizlere ifade ettim. Bugün geldiğimiz noktada yaşananlar Türkiye'nin küresel dengeler açısından önemini bir kez daha ortaya koydu. Geçmişte "edilgen" bir profil ile "dengeci" bir konumda kalmak zorunda olan Türkiye bugün proaktif bir politika seti ile "dengeli" bir şekilde küresel sistemdeki rolünü gün geçtikçe güçlendiriyor.

ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın küresel ekonomi üzerindeki sonuçları henüz netleşmedi. Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalma süresi ya da ABD'nin ablukasının tahmin edilenden uzun sürmesi ve Körfez ülkelerinin enerji üretim altyapılarındaki hasarların boyutu gibi konular savaşın faturasını gün geçtikçe artırıyor. Böylesi bir enerji arz krizinin küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin tahmin edilenlerin çok üzerinde olacağı aşikar. Dahası bana göre etkiler çok uzun süreli olacak ve bazı ülkelerde kalıcı hasar bırakma riski artıyor.

Finans, sermaye, ticaret ve yaşam için "cennet" olarak ifade edilen bazı Körfez ülkelerinin semalarında uçan füzeler ve kent merkezlerine düşen saldırı İHA'ları bu ülkeler ile ilgili oluşan "güven" algısını yerle bir etti. Günlerce bu ülkeleri terk etmeye çalışan insanların yanı sıra artık sermaye de güvenli alternatif arayışı içine girdi.

Bu bağlamda Türkiye'den gelen adımlar ve yapılması planlanan regülasyonlar yabancıların ilgisini çekecek düzeyde yankı uyandırdı. Elbette böylesi büyük işler akşamdan sabaha gerçekleşmez ancak bugün fırsatların her zamankinden daha fazla olduğunu görüyoruz.

Hafta içinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen "Güçlü Merkez Türkiye" programı kapsamında ilan edilen başlıkların ilave adımlarla desteklenmesi ile ciddi ölçüde yabancı yatırımcı çekeceğini öngörmek mümkün. Bununla birlikte Türkiye'nin enerjide ticaret merkezi olması misyonuna da hizmet edecek şekilde enerjinin taşınmasında alternatif bir güzergah olmasına yönelik politikalar da kritik önem taşıyor.