Sanayi Üretim Endeksi, reel sektör ve küresel resesyon beklentileri

Trump'ın son dönemde izlediği stratejinin bir sonucu olarak devreye giren ve her ne kadar ertelenmiş olsa da artık gündemin ilk maddesini işgal eden başlıca konu tarifeler. Trump, literatürdeki adı "ithal ikamecilik" olan bir politika ile ABD'ye mal satmak isteyen diğer ülkelere görece yüksek gümrük vergileri uyguluyor ya da uygulama tehdidinde bulunuyor. Bu tarz bir politikanın küresel ekonomi üzerindeki etkisi ise tahmin edilenden çok daha ağır sonuçlar içeriyor.


Bu sonuçların başında da ABD'nin resesyona girmesi yani en az iki çeyrek üst üste ekonomisinin daralması geliyor. İlk bakışta bir ülke ekonomisinin daralması konusu sadece söz konusu ülkenin kendi problemi gibi görülebilir. Ancak bu ülke eğer küresel rezerv paranın sahibiyse ve tüm dünyadaki hammaddelerin fiyatlamaları da bu para birimi ile yapılıyorsa o zaman o ülkenin resesyona girmesi küresel bir sorun demektir. Bu bakımdan Dolar'ın sahibi olan ABD'nin ekonomik durgunluğa girmesi hatta durgunluğa girme riski bile piyasaları olumsuz etkiler. İşte bugünlerde yaşadığımız tam da budur. Bu olumsuz etkilerden de en çok gelişmekte olan ekonomiler etkilenir.


Maalesef Türkiye böyle bir döneme içeride sürdürdüğü güçlü dezenflasyon programı döneminde yakalandı. Yani Türkiye'de hali hazırda yüksek faizin olduğu ve kredi kısıtlarının yoğun kullanılarak sıkılaştırmanın dozunun yüksek olduğu bir dönemde Trump'ın tarifeleri devreye girdi ve küresel makro ekonomik dengeleri olumsuz yönde etkilemeye başladı. Elbette bundan Türkiye de küresel sisteme entegre ekonomi olarak bazı noktalarda zarar görecek.


Ancak Trump'ın tarifeler üzerinden başlattığı kasırgadan daha önce de Türkiye'deki bazı veriler zaten yakından takip edilmesi gereken sinyaller veriyordu. Bu verilerin en önemlilerinden bir tanesi de Sanayi Üretim Endeksi. TÜİK'in son açıkladığı veri Şubat ayına ait. Yani tarifelerin etkisi henüz bu veriye yansımış değil. Son veriye göre Türkiye'de sanayi üretimi aylık 1,6 ve yıllık 1,9'luk bir küçülmeye işaret ediyor. Söz konusu verinin alt kaleminde yer alan imalat sanayi sektöründeki yavaşlama ise 2,5. İmalat sanayi Türkiye'nin ihracatının 94'ünü tek başına gerçekleştiriyor. Dolayısıyla bu verinin önümüzdeki aylarda bir miktar daha gerilemesi oldukça muhtemel görünüyor.