Bugün saat 14:00'te Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıklayacak. Uzun süreden bu yana ilk kez piyasalarda birbirleri ile oldukça farklı beklentilerin oluştuğu bir toplantı günündeyiz. Zira bazı finansal kurumlar PPK'nın pas geçeceğini düşünürken bazıları 300 baz puanlık artış yaparak politika faizini %40'a getireceğine yönelik tahminler yapıyor. Açıkçası son dönemde Merkez Bankası'ndan eskisi gibi belirgin bir sözlü yönlendirme de görmediğimiz için piyasadaki kafa karışıklığına da çok şaşırmamak lazım.
Tahminlere ve benim yorumuma gelmeden önce mevcut duruma hızlıca bir göz atalım. Öncelikle tabeladaki politika faizi %37 olsa da Merkez Bankası uzunca bir süreden bu yana haftalık repo yapmayıp gecelik faiz olan %40 ile piyasayı fonluyor. Yani politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan %37'nin piyasada bir karşılığı yok. Bunun yerine şu an hali hazırda piyasa için faiz koridorun üst bandı olan %40. Yani üst bant olan %40 piyasadaki belirleyici faiz olarak kullanılıyor.
Durum böyle olunca da bir görüşe göre "faiz artırmaya gerek yok" gibi bir çıkarım oluşurken bir diğer görüşe göre de "tabela faizi ile fiili faiz eşitlenmeli" önerisi dillendiriliyor. Nereden baktığınıza göre değişmekle birlikte her ikisi için de çok sayıda gerekçe oluşturmak mümkün. Örneğin Garanti BBVA ekonomistleri ikinci görüşe atıf yaparak faizin 300 baz puan artırılması gerektiğine yönelik bir rapor yayınladılar. JP Morgan gibi Goldman Sachs da PPK'nın pas geçeceğini raporladı. Öte yandan swap piyasalarında ise farklı bir tablo var. Bloomberg analizine göre yatırımcılar PPK'nın faiz artırmak zorunda kalabileceğine işaret eden pozisyonlar alıyorlar. Örneğin gecelik endeksli lira kontratları 105 puan civarında bir yükselişle %37'nin belirgin bir şekilde üzerinde bir fonlama oranını fiyatlıyor. Yani bu açıdan bakılırsa bazı aktörler faiz artışını fiyatlıyor.
Gelelim benim yorumuma. Bana göre politika faizi olarak %37 ile %40 arasında ciddi bir fark yok. Zira sürdürülen makroihtiyati tedbirler nedeni ile zaten her ikisi de çok daha yüksek bir piyasa faizine neden oluyor. Bu bakımdan konu bana göre faizin seviyesinden ziyade krediye erişimin önündeki engeller. Bu açıdan bakarsak reel sektörün kısa vadeli önceliği faizin düşmesinden daha ziyade finansmana erişimi kısıtlayan makroihtiyati tedbirlerin hafifletilmesi.

42