Karahan, enflasyon, krediler

Türkiye ekonomisinin en temel iki sorununun birisi enflasyon diğeri ise verimlilik. Verimlilik tarafındaki sorunları çözmek için yapısal konuların belirli bir zaman diliminde ele alınması ve uzun vadeli bir bakış açısı ile planlanması gerekiyor. Ancak enflasyon tarafında görece daha kısa vadeli bir dönemde başarı elde etmek mümkün. Hali hazırda bu amaca ilişkin olarak da ciddi bir dezenflasyon programı uygulanıyor ve ilk başlarda bazı çevrelerce eleştirilse de şimdilerde olumlu sonuçları verilere yansımaya devam ediyor.

Öncelikle yıllık enflasyonun düşmeye devam ettiğini ve daha da önemlisi aylık enflasyonun ana eğiliminin belirgin bir şekilde düştüğünü görüyoruz. Bununla birlikte hem cari yıl sonu hem de 12 ay sonrası enflasyon beklentileri de sağlıklı bir şekilde geriliyor. Hem profesyoneller hem reel sektör hem de hanehalkı enflasyonun düşmeye devam edeceği konusunda hem fikir. Ancak halen kat edilmesi gereken önemli bir mesafe olduğu da aşikar. Ancak unutmayalım ki ekonomide bozulma hızlı toparlanma yavaş olur.

İşte böyle bir dönemde uygulanan politika kadar söz konusu politikanın iletişimi de büyük önem taşıyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da çeşitli platformlardaki açıklamalarıyla bankanın iletişimini güçlendiren sözlü yönlendirmeler yapıyor. Son olarak ABD'de yatırımcılar ile toplantılar gerçekleştiren Karahan'ın "24 olan yıl sonu enflasyon hedefimize ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağız" ifadesi de bu bağlamda önemli. Zaten Banka'nın son dönemde beklenen enflasyona göre oldukça yüksek belirlediği reel faiz ve buna ek olarak kullandığı makroihtiyati tedbir setleri bu kararlılığın önemli göstergesi.

Söz konusu enflasyonla mücadele olunca yakından takip ettiğimiz en önemli göstergelerden bir tanesi de iç talebe etki ettiğini bildiğimiz kredi büyümesi verileri. BDDK verilerine göre; 7 Mart haftası kredilerin 13 haftalık yıllıklandırılmış büyümesi tüketici kredilerinde 40, TL ticari kredilerde 35 ve YP kredilerde 31. Kredi büyümesine toplamda bakarsak ve kur etkisinden arındırırsak bu oran 35 olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca TL kredilerin reel büyümesine bakarsak burada 8'lik negatif bir seyir görüyoruz.