TÜİK geçtiğimiz salı günü mayıs ayına ilişkin istihdam verilerini açıkladı. TÜİK'in derlediği Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 2026 Mayıs ayında işsizlik oranı bir önceki aya göre değişmeyerek %8,2 seviyesinde gerçekleşti. Manşet veri uzun süredir %10 seviyesinin altında seyrettiği için genel değerlendirmede olumlu olarak kayda geçiyor. Ancak istihdam verilerinin detaylarına baktığımızda işler biraz karmaşık ve endişe verici hale geliyor. Zira zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan "atıl işgücü oranı" bir önceki aya göre 0,9 puan artarak %31 seviyesine yükselmiş durumda. Bu seviye pandemi döneminden de yüksek. Hem de takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış hesaplama yöntemine göre.
Atıl işgücü oranı verisi çalışma çağında olduğu halde bir şekilde istihdamın dışında kalan bireyleri kapsıyor. Elbette bu verinin oluşmasında kayıtdışı istihdam da etkili ancak %31'lik bir veriyi tek başına izah etmez. Diğer yandan devam eden sıkılaştırma programına bağlı olarak ekonomideki yavaşlama da istihdam kayıplarına neden oluyor ancak bu da %31'lik veriyi izah etmek için yeterli değil. Peki başka hangi etken çalışma çağındaki her 3 kişinin 1 tanesinin işsiz olmasını izah edebilir
Bu konu hakkında geçtiğimiz hafta Türkiye Aydın Gençler Eğitim Vakfı'nın düzenlemiş olduğu çalıştaydan yola çıkarak "TAGEV gençler için yola çıktı!" başlıklı bir yazı kaleme almış ve kamuoyunda "ev genci" olarak ifade edilen "NEET" yani ne istihdamda ne de eğitim hayatında olmayan gençler hakkındaki endişelerimi sizlere aktarmıştım.
Hafta içinde açıklanan istihdam verisi maalesef bu endişelerimizin ne kadar haklı olduğuna işaret edecek şekilde oluşmuş görünüyor. Çünkü her ne kadar manşet veri %8,2'de sabit kalsa da 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan artarak %14,8 oldu.
Diğer yandan yine TÜİK'in açıkladığı "Ücretli Çalışan İstatistikleri" kapsamındaki veriler önemli bir konuyu daha dikkatle takip etmemiz gerektiğine işaret ediyor. Zira görece yüksek gelir sağladığı bilinen başta imalat sanayi olmak üzere sanayinin genelinde istihdam sayısı gün geçtikçe azalıyor. İstihdamın ağırlığının sanayiden hizmetlere doğru kaydığını görüyoruz. Hizmetler tarafında ise ücretlerin görece düşük olduğunu ve yine hizmetlerdeki yüksek ücretli iş kollarının da ekonomideki yavaşlamadan etkilendiğini biliyoruz.
Çalışma koşullarının zor ve ücretlerin görece düşük olması özellikle gençlerin istihdam iştahını azaltıyor. Diğer yandan dijitalleşme ile karşımıza çıkan sosyallikten kopuş ve bireyselleşme de işlerin kötüye gitmesine neden oluyor. Dahası sosyal medyadaki "kısa yoldan zengin olma" hevesini artıran örnekler de maalesef gençlerin istihdama katılımını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

31