İran savaşı tüm hızıyla devam ediyor. Dahası savaşın ne zaman biteceğine ilişkin gerçekçi bir tahmin olmadığı gibi işler her geçen gün daha da kötüye evriliyor. Sürekli takipçilerin hatırlayacağı üzere önceki yazımda yaşananların "geçici" olmadığını ve bu gerçekliğe göre hareket edilmesi gerektiğini ifade etmiştim. Ancak gördüğüm kadarıyla piyasalar durumun ciddiyetinin farkında değil ve hangi kanaldan ekonomiye etki edeceği konusunda gerçekçi bir fikre sahip değiller.
Bu eleştirimin temel nedeni ise savaş koşullarında iken sanki hiç savaşın ekonomik etkisi yokmuş gibi yanlış yere odaklanılan tavsiyeler. Elbette savaş nedeni ile başta petrol olmak üzere artan emtia fiyatlarının enflasyonist etkisi olacak. Bu durumun ekonomiler için büyük bir sorun olduğu aşikar. Ekonomi yönetimlerinin ve merkez bankalarının bu konuyu göz ardı etmesini bekleyemeyiz ancak esas sorundan uzaklaşılmasının sonuçlarının çok daha ağır olacağını ve öncelenmesi gereken başkaca bir konu olduğunu yeniden hatırlatmakta fayda var. O konu ise üretim kapasitesinin ve kabiliyetinin korunması.
Dünya hızla stagflasyona sürükleniyor. Stagflasyon kavramını yüksek enflasyonla eşanlı yaşanan ekonomik durgunluk dönemlerini tasvir etmek için kullanıyoruz. Stagflasyon dönemleri ekonomistlerin en çok korktuğu durumların başında gelir. Çünkü stagflasyon dönemlerinden çıkışın işe yaradığı kanıtlanmış bir formülü yok. Hatta bu dönemlerde üretilen politikaların içeriği ve dozu yanlış belirlenirse kalıcı hasar oluşturma riski ise yüksek oluyor.
Peki biz bu duruma ne kadar yakınız Bu soruya cevap verebilmek için iki veriye bakmak hızlıca bir fikir sahibi olabilmek için yeterli. İlki beklenen enflasyon. Bu noktada Merkez Bankası'na başvuruyoruz. Merkez Bankası Sektörel Enflasyon Beklentileri anket çalışmasının Mart ayı sonuçlarına göre; 12 ay sonrası için reel sektörün enflasyon beklentisi 0,90 puan artarak %32,90 seviyesine çıkarken hanehalkının enflasyon beklentisi de 1,08 puanlık artışla %49,89 olarak gerçekleşmiş. Bir önceki hafta açıklanan Piyasa Katılımcıları Anketi verisinde de piyasa profesyonellerinin 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi 0,07 puan artışla %22,17 olmuştu. Görüldüğü üzere devam eden savaş tüm kesimlerin enflasyon beklentilerinin artmasına neden oluyor.
Baktığımız ikinci veri ise büyüme ve büyümenin öncü göstergeleri. Savaşın hemen ardından yapılan değerlendirmelerde Türkiye'nin 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edildi. İmalat PMI, kapasite kullanım oranı ve sanayi üretim endeksi verilerindeki son dönem gelişmeler de maalesef bu tahminleri destekler nitelikte.

16