Enflasyon Raporu öncesi son durum

Merkez Bankası yılda dört kez Enflasyon Raporu yayımlıyor. Bu raporlar Bankanın iletişimi açısından çok büyük öneme sahip. Özellikle enflasyon konusunun yoğunlukla gündemde olduğu bir dönemde hem beklentileri çıpalamak hem de çıpalanan beklentilere ulaşabilmek için uygulanacak politikalar hakkında yönlendirme yapmak için bu raporlar önemli bir iletişim aracı. Bu bakımdan söz konusu raporlar yakından takip ediliyor.

Halihazırda Merkez Bankası'nın enflasyonda 2026 yıl sonu için ara hedefi %16 ve gerçekleşme tahmini de %19. Yani Merkez Bankası bu yılı %20'nin altında bir enflasyonla bitirmeyi hedefliyor. Ancak ocak ayında enflasyonun zaten oldukça yüksek olan beklentinin de üstünde gelmesi ve şubat ayı için şimdiden oluşan yüksek enflasyon beklentileri bu ara hedefin sorgulanmasına neden oluyor.

Hâl böyle olunca da gözler 12 Şubat'ta yayımlanacak yılın ilk Enflasyon Raporu'na çevrildi. Bu rapor dönemi için iki farklı beklenti var ancak ikisi de kendi içinde farklı riskler barındırıyor. İlki Merkez Bankası'nın 2026 yıl sonu için enflasyon tahminini yukarı yönlü revize etmesi. Bu şekilde Merkez Bankası'nın daha gerçekçi bir adım atmış olacağı değerlendiriliyor ancak bu kez de enflasyonla mücadele konusunda "erken havlu atmak" gibi oldukça riskli ve itibar açısından kötü bir algının oluşması mümkün. İkincisi ise ara hedefin sabit bırakılarak tahminin yukarı yönlü revize edilmesi. Bu görece daha doğru bir adım gibi değerlendirilebilir. Zira ara hedefi koruyor olmak güçlü bir mesaj verirken tahmini yukarı yönlü revize etmek de piyasa gerçekliği ile daha uyumlu bir görüntü oluşturabilir. Ancak bu defa ara hedef ile tahmin arasındaki farkın açılması Merkez Bankası'nın politika setinin sorgulanması sonucunu doğurabilir.

Diğer yandan uzunca bir süreden bu yana enflasyonla mücadele konusunda yapısal konularla ilgili bir türlü adım atamamış olmak da sıklıkla gündeme gelen konulardan birisi. Örneğin enflasyonun ana unsurlarından birisi olan gıda fiyatlarının oluşumundaki yapısal sorunlar sürekli bir risk unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Zira yakın dönemde yaşanan kuraklık ve zirai don hadisesi yokken de gıda enflasyonu TÜFE'nin üzerinde gerçekleşiyordu. Benzeri bir durumun halen konut grubunda da gözlemlendiğini hatırlatayım.