Elektrik kesintileri, Üç Deniz Girişimi ve Türkiye'nin pozisyonu

Geçtiğimiz hafta, aynı günlerde, odağı enerji olan iki kayda değer gelişme yaşandı. Biri gerek ülkemiz gerek uluslararası gündemi yoğun şekilde işgal ederken, diğeri ise sessiz sedasız ve sınırlı şekilde gündeme geldi ve hak ettiği değeri görmedi.


Bu iki kayda değer gelişmeden ilki hemen tahmin edeceğiniz üzere İspanya'da 28 Nisan günü öğle tatili başında başlayan ve tüm İber Yarımadası'nı enerjisiz bırakan elektrik kesintisi. Kesinti yaklaşık 15 saat sürdü ve 29 Nisan günü sona erdi.


İkincisi ise; Türkiye'nin, Polonya ve HIrvatistan'ın ortak girişimiyle Orta ve Doğu Avrupa'daki AB üyelerinin de dahil olduğu bir platform olarak 2015'de açıklanan "Üç Deniz Girişimi"ne (ÜDG) Stratejik Ortaklık Başvurusunun, ÜDG'nin 28-29 Nisan tarihlerinde Varşova'da düzenlenen 10'ncu Zirvesi'nde üye ülkelerce kabul edilmesiydi.


İlk gelişmeye dönersek; İspanyol makamları, halkın yaşamını felç eden elektrik kesintisinin neden kaynaklanmış olabileceğine dair kesin resmî açıklamalardan kaçındı. Bir ekipman veya sistem arızasının kesintiyi başlatan sistemsel sorunlar silsilesine yol açmış olabileceği söylendi. Öte yandan, sistem operatörü gerekli incelemeyi yapmaya devam etse de İspanya'da yenilenebilir enerjinin sistemde yönetilememesinden kaynaklandığı görüşü yaygın. Siber saldırı seçeneğini dışarıda bırakmamak lazım geldiği görüşünde olan uzmanlar da var.


Elektrik sepetinde yenilenebilir payını 70'in üzerine çıkarma hedefini tartışan İspanya'nın yer aldığı İber yarımadasında yaklaşık 60 milyon insanın yarım günü aşkın tamamen elektriksiz kaldığı bir kriz yaşanırken, 2024 elektrik üretiminin yaklaşık 55'i kömürden gelen Polonya'da ÜDG'nin 10'ncu Zirvesinde Türkiye girişimin stratejik ortağı oldu.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar'ın Türkiye'nin yeni enerji mimarisinde öne çıkan unsur olarak gösterdiği ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın da enerjide yeni çağı şekillendirecek diye ifade ettiği elektrik, birbirinden ayrı gibi görünen bu iki uluslararası gelişmenin merkezinde yer alıyor.


Türkiye, yenilenebilir enerjide 2035 yol haritasındaki hedefler kapsamında son dönemde Bakan Bayraktar'ın yoğun temaslarıyla sıklaştırdığı enerji diplomasisiyle enerji arz güvenliğini geliştirecek ve çeşitlendirmeyi arttıracak bölgesel iş birliklerine odaklanmış durumda. 40'ın üzerinde iletim operatörünün faaliyet gösterdiği Avrupa'daki iletim şebekesinin bir parçası olan ülkemiz, enerji diplomasiyle Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden gerçekleşen enterkoneksiyonu daha da artırarak büyütmeyi hedefliyor. Dün, İstanbul'da düzenlenen İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'ni de Bakan Bayraktar'ın yoğun enerji diplomasisinin bir veçhesi olarak görebiliriz. Bir hakkı teslim edelim, Bakan Bayraktar gerçekten çok iyi iş çıkarıyor!

Yetersiz altyapı sorunlarıyla karşı karşıya olan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan ÜDG, özellikle elektrik, ulaştırma ve dijital alanlarda modernizasyonu hedeflemekte. Türkiye'nin ÜDG'ye ABD, Avrupa Komisyonu ve Japonya'nın yanısıra stratejik ortak olarak kabul edilmesi, hem bölgesel enerji bağlantısallığının artırılması hem de Türkiye'nin AB'yle enerji ticaretini arttırarak Avrupa'nın ışıklarının yanmaya devam etmesinin sağlanması açısından kaydadeğer bir gelişmedir. Türkiye'nin gelişmiş enerji altyapısı, LNG terminalleri, boru hatları ve artan yenilenebilir enerji kapasitesiyle bu girişime katılımı, platformun stratejik derinliğini ve teknik kapasitesini ciddi şekilde artıracaktır.