Altın, Türk insanının en önemli değer saklama aracı. Hem geçmişten gelen alışkanlıklar hem de son dönemde altın fiyatındaki hızlı yükseliş altına olan ilgiyi de gün geçtikçe artırıyor. Hali hazırda Türkiye'de yastık altında 500 milyar dolarlık fiziki altın olduğu tahmin ediliyor. Dönem dönem bazı düzenlemelerle bu altının en azından bir kısmının sisteme dahil edilmesine yönelik adımlar atılsa da bu rakamın her geçen yıl arttığını görüyoruz. Yani Türk insanı hem fiziki altın almaktan hem de bunları yastık altında saklamaktan vazgeçmiyor.
Tabii ki altın sadece bizim için önemli değil. Tüm dünyada da merkez bankaları dahil olmak üzere altın fiyat hareketleri yakından takip ediliyor. Özellikle belirsizlik ve savaş riski olan dönemlerde "güvenli liman" özelliği ile dikkat çeken altının değer saklama özelliği daha da kıymetli hale geliyor.
Bu kadar kıymetli olunca da haliyle dünyada altın ile ilgili pek çok analiz ve çalışma yapılıyor. Ancak benim en yakından takip ettiğim ve en doğru veri setini veren çalışmalar Dünya Altın Konseyi'nden çıkıyor. Altının 2026 yılında nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin bir öngörüde bulunabilmek için Dünya Altın Konseyi'nin son raporu "Altın Görünümü 2026: İleri atılım mı, geri çekilme mi" çalışmasına kısaca bir göz attığımızda aşağıdaki tespitleri görüyoruz. Rapordaki tespitlere göre 2025 yılında;
•Yüksek risk ortamı (özellikle jeopolitik riskler) altının getirisine yaklaşık %12 puanlık katkı sağlamış.
•Fırsat maliyeti azalması yani daha zayıf ABD doları ve görece düşük faiz oranları sayesinde ek olarak %10'luk bir katkı var.
•Söz konusu faktörlerin birleşimi altının performansında büyük rol oynuyor. Yani hem jeopolitik riskler hem de zayıf ABD dolarının aynı anda olması altının yükselişini hızlandırıyor.
Kısaca; Altın 2025'te jeopolitik belirsizlikler ve zayıf dolar sayesinde oldukça güçlü bir getiri elde etti. Bu getiride risk faktörü en büyük itici güç oldu. Bu analiz, Trump'ın ikinci dönemi gibi politik belirsizliklerin de altını desteklediğini vurguluyor.
Bu tespitlerden yola çıkarak 2026 yılında da altının yüksek getiri sağlayacak en önemli enstrümanlardan birisi olacağını öngörebiliriz. Zira Trump halen ABD Başkanı ve aldığı kararlar ile jeopolitik belirsizlikleri körüklüyor. Bununla birlikte Fed'in 2026 yılında atacağı adımlarla daha zayıf bir dolara olanak sağlayacağını düşünüyoruz. Fed demişken daha büyük bir belirsizlik hatta risk daha var. Hafta içinde Fed Başkanı Powell, pazar günü Adalet Bakanlığı'nın merkez bankasına mahkeme celpleri tebliğ ettiğini ve Fed'in bina yenilemeleri hakkında bu yaz verdiği ifade nedeniyle kurumun cezai iddianameyle tehdit edildiğini söyledi. "Bu eşi benzeri görülmemiş eylem, yönetimin tehditleri ve devam eden baskısı bağlamında görülmelidir" diyerek konunun siyasi olduğunu ifade eden Powell "Bu, Fed'in faiz oranlarını kanıtlara ve ekonomik koşullara dayalı olarak belirlemeye devam edip edemeyeceği ya da bunun yerine para politikasının siyasi baskı veya gözdağı ile yönlendirilip yönlendirilmeyeceği ile ilgili" dedi.

15