Türk futbolunda "müjdeler" üst üste geliyor. Üzerimize adeta rahmet yağıyor...
Önce Merkez Hakem Kurulu Başkanı ve onun prensi tutuklandı. Ardından ise şike kumpası döneminin TFF Başkanvekili olan Lütfi Arıboğan hakkında çok esaslı bir iddianame hazırlandı, ateş bacayı sardı...
Hakkında çok sayıda iddia bulunan Ferhat Gündoğdu'nun tutuklanması eşi benzeri görülmemiş bir olaydır. Yasin Kol'un inanılmaz suçlamalarla üstelik yönettiği özel bir müsabakadan hemen sonra gözaltına alınması ve daha sonra cezaevine gönderilmesi de son derece sıra dışı bir gelişmedir.
Yargılama başlayınca MHK'deki Ferhat Gündoğdu döneminin kirli çamaşırları ortaya çıkacaktır. Kayırmalar, kollamalar, kural ve etik dışı eylemler, görmezden gelmeler, itinayla sistem dışına itilenler... Hepsi teker teker ortaya saçılacak diye düşünüyorum.
Ferhat Gündoğdu'nun arkasında gizli bir güç vardı. Aksi halde hiçbir kulübün istemediği bir ismin o koltukta 2 yıldan daha uzun süre oturabilmesi mümkün değildi. Malumunuz, Beşiktaş Başkanı Sayın Serdal Adalı açık açık söyledi, "TFF Başkanı görevden almıyor değil, alamıyor" dedi. Gizli gücün varlığı daha nasıl izah edilebilir, öyle değil mi! Zaten İbrahim Hacıosmanoğlu da buna hiç itiraz etmedi...
Anthony Taylor başkanlığındaki yeni MHK'nin adeta dibe vuran Türk hakemliğine yavaş yavaş belli bir standart getireceğine inanıyorum. Yapabilenler kalır, yapamayanlar gider. Bu kadar net... Taylor'ın "çürük elmaları" birer birer sepetten dışarı atacağını da düşünüyorum. Zaten başka türlü Türk hakemliği ayağa kalkamaz. Suyu bulandıranlar gitmeden, kimse sağlıklı su içemez.
Gelelim Lütfi Arıboğan'a...
Kendisi 2010-2011 sezonunda TFF başkanvekiliydi. Malum süreci tam da birilerinin istediği gibi yönlendirmişti. Sözlerinden hiç çıkmadı, pozisyonu gayet netti. FETÖ'cü emniyet mensupları, yargıdaki hainler, medyadaki cemaatçiler ve UEFA'daki iş birlikçilerle sürekli iletişim halindeydi. En tarafsız ve en dikkatli olması gereken kişi, mayın tarlasında depar atıyordu sanki...

16