TÜRKİYE, PAKİSTAN, SUUDİ ARABİSTAN: YENİ STRATEJİK EKSEN

31 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler bakımından olduğu kadar, bölgesel güvenlik mimarisinin geleceği açısından da önemli bir eşik olarak değerlendirilmelidir. Ortaya çıkan tablo, klasik ve dar anlamıyla bir askerî ittifaktan ziyade, bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından ele alınmasını esas alan yeni bir stratejik sahiplenme ve iş birliğine dayalı güvenlik modeli ortaya koymaktadır.

Uluslararası ilişkiler teorisinde güvenlik yalnızca bir devletin askerî kapasitesiyle açıklanamaz. Özellikle Barry Buzan ve Kopenhag Okulu'nun ortaya koyduğu bölgesel güvenlik kompleksi yaklaşımı, coğrafi olarak birbirine yakın devletlerin güvenliklerinin zaman içerisinde karşılıklı biçimde birbirine bağlandığını vurgular. Bir bölgede ortaya çıkan savaş, devlet çöküşü, terörizm, enerji güvenliği krizi, deniz yollarına yönelik tehdit veya büyük güç rekabeti, kısa süre içerisinde diğer aktörlerin güvenliğini de etkiler. Bu nedenle bölgesel sorunlara yönelik bölgesel iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi, modern güvenlik anlayışının doğal bir sonucudur.

SAVAŞIN MALİYETİ ARTIYOR

Mekke Anlaşması'nın İstanbul'da yapılan toplantısının en önemli taraflarından biri de tam olarak budur: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, güvenliği başkalarının tanımladığı bir kavram olarak değil, kendi bölgelerinin gerçekleri ve ihtiyaçları çerçevesinde birlikte üretilecek bir kamu malı olarak ele almaktadır.

Bu yapının başka devletlere, ittifaklara veya uluslararası örgütlere karşı kurulmuş bir blok olarak okunması ise doğru değildir. Mekke Mutabakatı'nın temel kavramları saldırgan genişleme, nüfuz alanı oluşturma veya herhangi bir devleti çevreleme değildir. Aksine açıklamada özellikle öne çıkan kavramlar; gerilimin düşürülmesi, itidal, krizlerin barışçıl çözümü, kolektif caydırıcılık, iş birliğine dayalı güvenlik ve kalıcı barıştır.

Burada önemli bir teorik ayrım yapmak gerekir: Caydırıcılık ile saldırganlık aynı şey değildir.

Caydırıcılığın temel amacı savaşmak değil, savaşın maliyetini yükselterek savaş ihtimalini azaltmaktır. Güçlü ve güvenilir bir savunma kapasitesi, paradoksal biçimde çatışmanın değil barışın teminatı olabilir. Mekke Anlaşması'nın kolektif caydırıcılık vurgusu da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Amaç yeni cepheler oluşturmak değil; mevcut ve muhtemel krizlerin daha geniş çatışmalara dönüşmesini engelleyecek güvenlik kapasitesini oluşturmaktır.

ORTAK SAVUNMA, ORTAK GELECEK

Dün gerçekleştirilen İstanbul toplantısında alınan kurumsallaşma kararları ise bu mekanizmanın geçici bir diplomatik platform olmanın ötesine geçtiğini göstermektedir. Suudi Arabistan'da kurulacak Sekretarya ve üç yıl süreyle Pakistanlı bir Genel Sekreterin görev yapacak olması, iş birliğinin kişilere ve dönemsel siyasi konjonktüre bağlı olmaktan çıkarılarak kurumsal bir sürekliliğe kavuşturulması anlamına gelmektedir.

Bu durum, uluslararası ilişkilerde kurumsalcı yaklaşımın temel mantığıyla da örtüşmektedir. Kurumlar, devletler arasında iletişim kanallarını açık tutar, yanlış hesaplama riskini azaltır, ortak tehdit algılarının oluşmasına yardımcı olur ve iş birliğinin maliyetini düşürür. Düzenli toplantılar, ortak planlama, askerî koordinasyon ve siyasi istişare mekanizmaları, kriz anında sıfırdan ilişki kurmak yerine önceden oluşturulmuş güven ağlarının kullanılmasını sağlar.

Anlaşmanın savunma sanayiine ilişkin boyutu ise belki de en stratejik unsurlarından biridir. Ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim, yalnızca silah veya savunma ekipmanı üretmek anlamına gelmez. Bu süreç; mühendislik kapasitesi, teknoloji transferi, ortak standartlar, lojistik uyum ve stratejik bağımsızlık kapasitesi anlamına gelir. Türkiye'nin savunma teknolojilerindeki birikimi, Pakistan'ın askerî ve teknolojik kapasitesi ve Suudi Arabistan'ın ekonomik ve yatırım gücü arasında kurulabilecek tamamlayıcılık, üç ülkenin tek başlarına sahip oldukları kapasitenin üzerinde bir stratejik sinerji yaratabilir.