Türkiye'nin stratejik vizyonu ve Kafkasya'nın güvenliği

Uluslararası sistemin derin jeopolitik kırılmalarla sarsıldığı, enerji güvenliğinin küresel rekabetin merkezine yerleştiği ve bölgesel çatışmaların dünya siyasetini yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye, yakın coğrafyasında istikrar üreten, güven inşa eden ve iş birliğini teşvik eden bir güç olarak öne çıkmaktadır.

İstanbul'da Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği üçlü zirve, bölgenin geleceğine ilişkin ortak bir vizyonun ilanıdır.

Tarih boyunca Kafkasya, büyük güç mücadelelerinin, etnik gerilimlerin ve jeopolitik rekabetin merkezinde yer almıştır. Ancak son yıllarda ortaya çıkan yeni bölgesel denklem, çatışma yerine iş birliğini, ayrışma yerine bağlantısallığı önceleyen bir anlayışın güç kazandığını göstermektedir. Bu dönüşümün merkezinde ise Türkiye bulunmaktadır.

ORTA KORİDORUN STRATEJİK MANTIĞI

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü mekanizması; Avrupa ile Asya arasında uzanan enerji hatlarının, ulaştırma koridorlarının ve ticaret ağlarının güvenliğini sağlayan stratejik bir istikrar ekseni haline gelmiştir. Özellikle Orta Koridor vizyonu, bölgesel iş birliğini küresel ekonomik dönüşümün önemli unsurlarından biri yapmaktadır.

Türkiye'nin son yıllarda izlediği dış politika yaklaşımı, askeri güç kadar diplomatik kapasitenin de belirleyici olduğunu göstermiştir. Libya'dan Karadeniz'e, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar geniş bir coğrafyada Ankara'nın temel önceliği; krizlerin derinleşmesini engellemek, diyalog kanallarını açık tutmak ve kalıcı istikrarı tesis etmektir.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine verilen destek de bu yaklaşımın doğal bir sonucudur.

YENİ İPEK YOLU'NUN GÜVENLİK ŞEMSİYESİ

Bu çerçevede Ermenistan'da son yıllarda gözlenen siyasi yönelimler de dikkat çekicidir. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki yönetimin bölgesel normalleşmeye ve komşularla ilişkilerin geliştirilmesine yönelik politikalarının toplumdan destek bulması, müstakil olarak Ermenistan'ın iç siyasi tercihi olarak okunamaz. Bu durum Kafkasya halklarının uzun yıllardır süren gerilimlerden yorulduğunu ve ekonomik kalkınmayı önceleyen yeni bir bölgesel düzen arayışına yöneldiğini göstermektedir.

Tarihsel olarak, kalıcı barışın tesis edildiği bölgelerde ortak özellik; güçlü bir güven merkezi etrafında şekillenen iş birliği mekanizmalarının varlığıdır. Bugün Kafkasya'da bu güven merkezi Türkiye'dir. Türkiye'nin hem Azerbaycan ile sahip olduğu stratejik ortaklık hem de Ermenistan ile normalleşme yönündeki iradesi, Ankara'yı bölgesel denklemin vazgeçilmez aktörlerinden biri haline getirmektedir.