İstikrar ve barışın en güçlü teminatlarından biri, ülkeler arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın artırılmasıdır. Ticaret yolları, enerji hatları, ulaştırma koridorları ve ortak altyapı projeleri hem ekonomik büyümeyi hem de güvenliği, siyasi istikrarı ve bölgesel iş birliğini de güçlendiren stratejik araçlardır. Türkiye ile Irak arasında imzalanan kapsamlı anlaşmalar da bu açıdan değerlendirildiğinde, iki ülke ilişkilerinin ötesine geçen ve Ortadoğu'nun geleceğini şekillendirebilecek yeni bir dönemin habercisi niteliğindedir.
İmzalanan anlaşmaların yalın olarak ulaştırma, enerji, eğitim, spor veya sınai mülkiyet alanlarını kapsadığı düşünülmemelidir. Aslında bu metinler, güvenlik ile kalkınmayı aynı eksende buluşturan yeni bir bölgesel vizyonun somut tezahürüdür. Özellikle Fişhabur-Ovaköy sınır kapısına ilişkin ulaştırma mutabakatı ile doğal kaynaklar karşılığında ulaştırma altyapısının geliştirilmesini öngören çerçeve anlaşması, uzun yıllardır konuşulan Kalkınma Yolu Projesi'nin fiili altyapısını daha da güçlendirmektedir.
Petrolün Ötesinde Bir Anlaşma
Enerji alanında atılan adımlar şüphesiz güçlü bir stratejik anlam taşımaktadır. Irak devlet petrol şirketleri ile imzalanan yeni anlaşma sayesinde Silopi-Ceyhan Ham Petrol İletim Sistemi yeniden bölgesel enerji güvenliğinin merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Günlük 750 bin varillik kapasitenin tahsis edilmesi ve orta vadede hattın tam kapasiteyle çalıştırılmasının hedeflenmesi, Irak'ın hidrokarbon kaynaklarının küresel pazarlara güvenli biçimde ulaştırılmasını sağlayacaktır. Bunun yanında Türkiye Petrollerinin Kerkük sahalarına ortak olması, Ankara'nın enerji diplomasisinde ulaştığı güven düzeyini ve bölgesel etkinliğini gösteren önemli bir gelişmedir.
Bu tabloyu enerji veya ticaret perspektifinden okumak eksik olacaktır. Ortadoğu'nun son kırk yılı göstermiştir ki; güvenliğin olmadığı yerde yatırım, yatırımın olmadığı yerde ise kalıcı istikrar mümkün değildir. Aynı şekilde kalkınmanın olmadığı coğrafyalarda terör örgütleri, kaçakçılık ağları ve düzensiz göç hareketleri için elverişli zemin oluşmaktadır. Bu nedenle Türkiye'nin son yıllarda benimsediği yaklaşım, güvenlik ile ekonomik kalkınmayı birbirini tamamlayan iki stratejik unsur olarak ele almaktadır.
Irak'la Atılan İmzalar Ortadoğu'nun Kaderini Değiştiriyor
Türkiye ile Irak arasında kurulan bu yeni iş birliği modeli, aynı zamanda Suriye'nin kuzeyini de dolaylı biçimde etkileyecek yeni bir bölgesel denklem oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Terörle mücadele, sınır güvenliği, ulaştırma ağları, enerji koridorları ve ticaret yolları birbirini besleyen unsurlar hâline geldikçe Türkiye-Irak-Suriye hattında çatışma yerine iş birliğini önceleyen yeni bir güvenlik mimarisi inşa edilebilir. Böyle bir yaklaşım, bölge halklarının refahını da önceleyen daha sürdürülebilir bir düzenin kapısını aralayacaktır.

9