Donald Trump, 2024 başkanlık seçimlerinde Amerikan toplumuna oldukça iddialı bir gelecek vaat etti. Enflasyonu bitirecek, hayat pahalılığını düşürecek, benzin ve gıda fiyatlarını ucuzlatacak, Ukrayna-Rusya Savaşı'nı 24 saat içerisinde sona erdirecek, düzensiz göçü durduracak ve Amerikan ekonomisini yeniden dünyanın tartışmasız lokomotifi hâline getirecekti. Kısacası Trump, Amerikan seçmenine bir başkanlık dönemi değil, adeta ekonomik ve siyasi bir mucize vaat etmişti.
Ancak siyasetin seçim meydanlarında kurulan cümlelerle, devlet yönetiminin gerçekleri arasında bazen okyanuslar kadar mesafe bulunuyor. Trump'ın en büyük sınavı da tam olarak burada başladı.
Öncelikle hayat pahalılığı meselesi... Trump, fiyatları düşürmeyi ve Amerikan ailelerinin alım gücünü yükseltmeyi öncelikli hedef olarak ilan etmişti. Oysa 2026 ara seçimlerine giderken Amerikalıların en önemli gündem maddesi hâlâ yaşam maliyeti. Reuters/Ipsos araştırmalarında seçmenlerin yaklaşık yarısının oy tercihini belirleyen en önemli mesele olarak hayat pahalılığını göstermesi, ekonomik vaatlerle seçmenin günlük gerçekliği arasındaki mesafenin kapanmadığını ortaya koyuyor. Üstelik Trump'ın gümrük tarifeleri, dışarıdaki üreticilere ödetileceği söylenen bir maliyetin Amerikan ithalatçıları ve tüketicileri üzerinde de baskı oluşturması tartışmasını beraberinde getirdi.
Amerikan Seçmeni Faturayı Kesecek mi
Ukrayna-Rusya Savaşı'nı bir günde bitirme vaadi ise siyasi söylemin gerçeklikle imtihanının en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Trump, diplomatik müzakereleri hızlandırdı ancak savaşın sona ermesini sağlayamadı. Göç konusunda sınır güvenliğini sertleştirdi ve sınır dışı işlemlerini artırdı; fakat Amerikan tarihinin en büyük sınır dışı operasyonunu gerçekleştirme hedefi de henüz tamamlanmış değil. Vergi indirimleri ve bazı düzenlemelerde ilerleme kaydettiğini teslim etmek gerekir. Dolayısıyla mesele Trump'ın hiçbir şey yapmamış olması değil; büyük vaatlerinin önemli bir bölümünü beklenen sonuçlara dönüştürememiş olmasıdır.
Üstelik dış politikada yeni savaşlardan uzak durma ve Amerikan çıkarlarını önceleme söylemiyle İran merkezli askerî çatışmanın ortaya çıkardığı tablo da ciddi bir çelişki oluşturuyor.
Seçmen, başkanın niyetinden ziyade karşılaştığı sonuca bakar. Siyasetin acımasız muhasebesi de zaten budur.
3 Kasım 2026 ara seçimleri, Trump açısından tam da bu noktada sıradan bir Kongre seçimi olmaktan çıkıyor. Bu seçimler, bir bakıma başkanın performansına ilişkin bir güven oylamasına dönüşmüş durumda.
Amerikan Sisteminde İki Kritik Kurum: Temsilciler Meclisi ve Senato
Amerikan siyasal sistemini anlamak için başkanlık makamının gücü kadar, bu gücü sınırlayan Kongre'nin yapısını da anlamak gerekiyor. ABD'de başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığı ve denge-denetleme mekanizmaları üzerine kuruludur. Başkan yürütmenin başıdır; ancak yasama yetkisi Kongre'ye aittir.
Kongre ise iki ayrı kanattan oluşur: Temsilciler Meclisi ve Senato.
Temsilciler Meclisi, 435 üyeden oluşur ve temsil dağılımı eyaletlerin nüfusuna göre belirlenir. Üyeler iki yılda bir seçilir. Bu nedenle Temsilciler Meclisi, Amerikan kamuoyundaki değişimleri en hızlı yansıtan siyasi kurumlardan biridir. Bütçe ve vergi düzenlemelerinde önemli yetkilere sahiptir. Başkanlık yönetimini denetleyebilir, soruşturmalar açabilir ve başkan hakkında azil sürecini başlatabilir. Dolayısıyla Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmesi, Trump yönetimi açısından ciddi bir siyasi denetim ve hesap verme sürecinin başlaması anlamına gelecektir.
Senato ise 100 üyeden oluşur; her eyalet nüfusuna bakılmaksızın iki senatörle temsil edilir. Senatörler altı yıllığına seçilir ve her iki yılda bir yaklaşık üçte biri yenilenir. Bu seçimde 35 Senato sandalyesi için yarışılacak. Senato, başkanın üst düzey atamalarını onaylama, uluslararası antlaşmaları kabul etme ve azil yargılamalarını yürütme gibi son derece önemli yetkilere sahiptir. Ayrıca Senato'daki 60 oy eşiği gerektiren filibuster uygulaması, birçok yasal düzenlemenin önünde ciddi bir engel oluşturabilir. Yani başkanın partisinin Senato'da çoğunluğu elde etmesi bile her istediğini gerçekleştirmesine yetmeyebilir.

9