Husilere uyarı: Bu yol diplomatik yalnızlığa çıkar

Ortadoğu'da güvenlik krizlerinin derinleştiği, diplomatik girişimlerin her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, bölgesel barış açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan ve sivil kayıplara yol açan saldırılar, bir taraftan Suudi Arabistan'ın egemenliğine, diğer taraftan bölgenin istikrar arayışına da zarar veriyor.

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak açıklamasıyla ortaya konulan R4 yaklaşımı (Regional 4), bu noktada dikkatle değerlendirilmelidir. Dört ülkenin uluslararası hukuku, devletlerin egemenliğini ve sivillerin güvenliğini esas alan ortak tutumu, bölgesel krizlerin yönetiminde önemli bir diplomatik mesajdır. Açıklamada, saldırıların hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyecek tehlikeli bir tırmanmaya sebebiyet verdiği vurgulanırken, Riyad'ın güvenliğini korumaya yönelik meşru tedbirlere destek verilmesi de uluslararası hukukun sınırları içinde ele alınmaktadır.

GAZZE'YE DESTEK, SİVİLLERE SALDIRIYA RUHSAT DEĞİLDİR!

Şüphesiz Husiler'in Yemen içindeki siyasi talepleri, coğrafyamızda sivillerin hayatından daha değerli değildir. Sivil havalimanlarını ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılar, hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez. Balistik füzelerin, silahlı insansız hava araçlarının ve dronların bölgesel rekabetin araçlarına dönüşmesi, çatışmaların kontrol dışına çıkması riskini büyütmektedir. Sivillerin hayatını kaybetmesi ve yaralanması, Husiler'in diplomatik meşruiyetini aşındıran bir gelişmedir.

Husiler açısından burada dikkat çekici bir stratejik çelişki bulunmaktadır. Gazze'de yaşananlar karşısında İsrail'in askerî operasyonlarına yönelik tepkiler, Arap ve İslam dünyasında geniş bir dayanışma ve sempati zemini oluşturdu. Ancak bu zeminin, başka ülkelerin sivillerini hedef alan saldırılarla korunması mümkün değildir. Aksine, bu tür eylemler zamanla söz konusu sempatinin tüketilmesine, siyasi söylem ile fiilî davranış arasındaki çelişkinin daha görünür hâle gelmesine yol açabilir.

HUSİLER İÇİN YOLUN SONU MU

Filistin meselesine verilen destek, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiren eylemlere otomatik bir meşruiyet sağlamaz.

Husilere yönelik uyarı da bu çerçevede açık olmalıdır:

Askerî kapasite, siyasi hedeflere ulaşmanın tek ölçüsü değildir. Füze ve İHA saldırıları kısa vadede ses getirebilir; fakat uzun vadede diplomatik yalnızlaşmayı, karşı tedbirleri ve daha geniş çaplı bir çatışma ihtimalini artırabilir. Suudi Arabistan'ın güvenlik kaygıları da Yemen'deki sivillerin ve diğer bölge halklarının güvenliği de göz ardı edilmemelidir.