Hürmüz ve sonrası: Küresel ekonomide kırılmanın anatomisi

Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapanması ya da geçişlerin ciddi biçimde seyrekleşmesi, çağdaş küresel ekonomi açısından yalnızca bölgesel bir kriz değil, sistemik bir şok anlamına gelir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği bu dar su yolu, enerji arz güvenliğinin merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle burada yaşanacak süreğen bir aksama, uluslararası iktisat literatüründe "arz yönlü küresel şok" olarak tanımlanabilecek geniş çaplı sonuçlar doğurur.

İlk olarak, enerji fiyatlarında kalıcı ve sert artışlar gözlemlenir. Petrol fiyatlarının yükselmesi, yalnızca enerji sektörünü değil, taşımacılıktan tarıma kadar tüm üretim zincirlerini etkiler. Bu durum, maliyet enflasyonu yoluyla küresel ölçekte fiyat seviyelerini yukarı iter. Özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomiler, cari açık, enflasyon ve döviz kuru baskısı üçgeninde ciddi makroekonomik dengesizliklerle karşı karşıya kalır.

KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRLERİNİN ÇÖKÜŞ EŞİĞİ

İkinci olarak, para politikası alanı daralır. ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası gibi büyük merkez bankaları, normal şartlarda ekonomik yavaşlamaya karşı faiz indirimi yoluna gidebilecekken, yükselen enflasyon nedeniyle bu esnekliği kaybeder. Bu da "yüksek enflasyon + düşük büyüme" ikilemini, yani stagflasyon riskini güçlendirir.

Üçüncü olarak, küresel üretim ve ticaret hacmi daralma eğilimine girer. Çin, Güney Kore ve Almanya gibi ihracat odaklı ekonomiler, hem artan enerji maliyetleri hem de bozulan tedarik zincirleri nedeniyle üretim kayıpları yaşar. Bu durum, küresel değer zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açarak ticaret hacmini aşağı çeker.

ARZ ŞOKU, TALEP DARALMASI VE POLİTİKA ÇIKMAZI

Dördüncü olarak, finansal piyasalarda belirsizlik ve risk algısı artar. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları hızlanır; Brezilya ve Güney Afrika gibi ekonomilerde para birimleri değer kaybeder. Risk primlerinin yükselmesi, borçlanma maliyetlerini artırarak bu ülkelerin büyüme potansiyelini daha da sınırlar.

Bununla birlikte, petrol ihracatçısı ülkeler kısa vadede gelir artışı yaşasa da, bu durum sürdürülebilir değildir. Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkeler artan fiyatlardan fayda sağlasa bile, küresel talepteki daralma orta vadede bu kazançları aşındırır. Ayrıca jeopolitik risklerin artması, yatırım akışlarını da olumsuz etkiler.