Halep'te egemenliğin geri dönüşü

Suriye yönetimi ile SDG arasında protokollere bağlı olarak yürütülen müzakere süreci, Halep'te gerçekleştirilen ve sivillerin hayatını kaybettiği terör eylemleriyle birlikte yeni bir safhaya girmiştir. Şara yönetimindeki Şam hükümetinin, Halep'in SDG kontrolündeki mahallelerinde başlattığı terörle mücadele operasyonu yalnızca sahadaki bir güvenlik hamlesi değil, aynı zamanda devlet egemenliğinin yeniden tesisi açısından da okunmalıdır.

Modern devlet sisteminin temelini oluşturan Westphalia ilkeleri, bir devletin kendi toprakları üzerindeki meşru şiddet tekeline sahip olduğunu vurgular. Devlet dışı silahlı aktörlerin, özellikle de yabancı destekle hareket eden yapıların, bu tekeli aşındırması tarih boyunca merkezî otoriteleri sert tepkilere sevk etmiştir.

Terör, Egemenlik ve Realizm

1980'lerde Lübnan'da devletin zayıflığı, 2000'lerin başında Irak'ta milisleşme ya da Kolombiya'nın FARC ile mücadelesi, müzakere ile güvenlik operasyonlarının iç içe geçtiği örneklerdir. Şam yönetiminin SDG ile diyalog arayışını sürdürürken, sivilleri hedef alan eylemler karşısında askerî seçeneklere yönelmesi bu açıdan istisna değil, kuraldır.

Uluslararası ilişkiler teorisi açısından bakıldığında, burada klasik bir "güvenlik ikilemi" ve "vekil aktör" problemi görülmektedir. Devlet, kendi güvenliğini sağlamak için güç kullandığında kısa vadede istikrar üretebilir; ancak bu güç kullanımının meşruiyeti, hedefin niteliğine bağlıdır. SDG'nin Halep'teki eylemleri, Şam'ın söyleminde "terörle mücadele" çerçevesini güçlendirmiş, operasyonu iç ve dış kamuoyu nezdinde savunulabilir kılmıştır. Ayrıca vekil aktörler teorisinin işaret ettiği üzere, dış destekle ayakta duran silahlı yapıların yerel toplumsal maliyetleri çoğu zaman destekçi ülkeler tarafından yeterince hesaba katılmaz.

Orta Doğu'da Devlet Aklı Geri Dönüyor

Bu noktada Türkiye'nin Şam yönetiminin arkasında durması, bölgesel güvenlik mimarisi açısından belirleyici bir unsurdur. Ankara, uzun süredir Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve merkezî otoritenin güçlenmesini savunmakta; sınırlarının hemen ötesinde kalıcı bir silahlı yapılanmanın oluşmasına karşı çıkmaktadır. Halep'te yürütülen operasyonlara verilen siyasi destek, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki tutarlılığıyla da örtüşmektedir. Tarihsel olarak bakıldığında, 1998 Adana Mutabakatı gibi örnekler, Ankara ile Şam'ın güvenlik temelinde iş birliği yapabildiğini göstermiştir.