BM'nin kara listesinde İsrail gerçeği

Birleşmiş Milletler'in çatışma bölgelerinde cinsel şiddete ilişkin hazırladığı son raporda, İsrail güvenlik güçlerine yönelik "güvenilir bilgiler" bulunduğunun ifade edilmesi, ahlaki ve siyasal açıdan son derece ağır bir tabloyu ortaya koymaktadır. Henüz tam metni açıklanmayan rapora göre, İsrail Hapishane İdaresi'nin BM'nin kara listesine dahil edildiğine yönelik bilgiler, uluslararası toplumun uzun süredir görmezden gelinen bir insan hakları krizini kayıt altına almaya başladığını göstermektedir.

Uluslararası hukuk bakımından mesele son derece nettir. Savaş ve çatışma koşullarında sivillere, tutuklulara ve gözaltındaki kişilere yönelik cinsel şiddet; yalnızca bireysel suç değil, aynı zamanda sistematik biçimde uygulanıyorsa insanlığa karşı suç kapsamına girebilecek ağır bir ihlaldir.

Hukukun Askıya Alındığı Coğrafya: Filistin

1949 Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler'in İşkenceye Karşı Sözleşmesi ve Roma Statüsü, devletlerin bu tür eylemleri önleme ve cezalandırma yükümlülüğünü açık biçimde düzenlemektedir. Buna rağmen İsrail'in özellikle Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ten alıkoyduğu Filistinlilere yönelik uygulamaları konusunda yıllardır ortaya çıkan raporlar, uluslararası hukukun sistematik biçimde ihlal edildiğine işaret etmektedir.

Daha da vahim olan husus ise, iddiaların münferit olaylardan ibaret olmamasıdır. Birleşmiş Milletler mekanizmaları, uluslararası insan hakları kuruluşları ve hatta İsrail merkezli bazı örgütler dahi, Filistinli tutukluların sistematik kötü muameleye, aşağılamaya, çıplak aramaya, cinsel saldırıya ve işkenceye maruz bırakıldığına ilişkin bulgular paylaşmaktadır.

Devlet Eliyle İnsanlık Suçu İddiaları

İnsan Hakları İçin Doktorlar Örgütü'nün verilerine göre, yalnızca son iki yıl içinde onlarca Filistinlinin işkence, tıbbi ihmal ve kötü muamele nedeniyle hayatını kaybetmiş olması, cezaevlerinin hukukun askıya alındığı alanlara dönüştüğünü göstermektedir.

İsrail'in bu iddialar karşısındaki refleksi ise hukukla yüzleşmek değil, uluslararası kurumlarla bağlarını koparmak yönünde olmaktadır. İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon'un, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile tüm temasların kesileceğini açıklaması, eleştiriyi cevaplamak yerine kurumsal denetimi reddeden bir yaklaşımın yansımasıdır. Oysa uluslararası hukukta meşruiyet, güçle değil hesap verebilirlikle sağlanır.