Deprem, sel, yangın ve benzeri büyük afetler, toplumun dayanışma duygusunun en güçlü şekilde ortaya çıktığı dönemlerdir. Bu süreçlerde milyonlarca insan, tanımadığı kişilere yardım edebilmek için dernekler ve vakıflar aracılığıyla bağış yapmaktadır. Dolayısıyla bu kuruluşlar kamu vicdanının emanet edildiği kurumlardır. Bu nedenle, yardım amacıyla faaliyet gösteren derneklerin mali işlemlerinin şeffaf, hesap verebilir ve etkin biçimde denetlenmesi, hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.
Türkiye'de derneklerin kuruluşu, faaliyetleri ve mali işlemleri esas olarak 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile düzenlenmektedir. Anayasa'nın güvence altına aldığı örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde faaliyet gösteren dernekler, kamu yararını ilgilendiren mali faaliyetleri nedeniyle devletin denetimine de tabidir. Yargı içtihatlarında da derneklerin özerk yapılarının sınırsız olmadığı, kamu güvenini ilgilendiren mali faaliyetlerde hesap verebilirlik yükümlülüğü taşıdıkları açık biçimde kabul edilmektedir.
MİLYARLARCA LİRALIK GÜVEN TESTİ
Son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan Ahbap Derneği hakkında yürütülen adli soruşturma da bu çerçevede değerlendirilmelidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Ahbap Derneği adına toplanan bağışların bazı şüphelilerin hesaplarına yüksek tutarlarda aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine başlatılan soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğü, deprem bağışlarının yurt dışına çıkarıldığı ve amacı dışında kullanıldığı iddialarının ardından soruşturmanın kapsamının genişletildiği ifade edilmiştir.
Hukukun temel ilkesi gereği, devam eden bir soruşturma hakkında kesin hüküm verilmesi mümkün değildir. Ceza muhakemesinin en temel güvencelerinden biri olan masumiyet karinesi gereğince, yargı kararı kesinleşinceye kadar kişi veya kurumların suçlu ilan edilmesi hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Bununla birlikte, böylesine ciddi iddiaların bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması da yine hukuk devletinin vazgeçilmez bir gereğidir. Dolayısıyla mesele afet dönemlerinde toplanan milyarlarca liralık bağışın hangi denetim mekanizmalarına tabi tutulduğu sorusudur.
YARDIM MASKESİ ALTINDAKİ HUKUKİ RİSKLER
Esasen mevcut sistemin en önemli eksikliği, denetimlerin büyük ölçüde belge incelemesine dayanması ve çoğu zaman ihlal gerçekleştikten sonra devreye girmesidir. Oysa yüksek miktarda bağış toplayan kuruluşların sadece yıllık beyanlarla değil, risk esaslı, dijital ve sürekli denetim modelleriyle takip edilmesi gerekmektedir.
Özellikle belirli bir mali büyüklüğün üzerindeki dernekler bakımından bağımsız dış denetim zorunluluğu getirilmeli, gelir-gider tabloları ve bağış kullanım raporları standart bir formatta kamuoyuna açık olarak yayımlanmalıdır. Böylece hem bağışçılar yaptıkları katkının hangi projelerde kullanıldığını görebilecek hem de kamu güveni güçlenecektir.

4