Çözüm sürecinin başladığı ilk günden itibaren İmralı-DEM-Kandil cephesinin en başta gelen talebi, "sürecin hukuki güvenceye kavuşturulması" yönündeydi. İşte o hukuki güvence olarak nitelenen "Çerçeve Yasa", dün Meclis'te 467 oyla kabul edildi. 367 imzayla Meclis'e sunulan teklifin 467 gibi rekor bir destekle onaylanması, Çerçeve Yasa'nın siyasi ve toplumsal desteğini, dolayısıyla meşruiyetini tartışmasız kılıyor.
Bu tablo, terörü bitirme konusundaki kararlılığın yalnızca iktidar partisiyle sınırlı olmadığını, Meclis'teki bütün partileri kapsadığını gösteriyor. Bu kararlılıkta iktidarıyla muhalefetiyle her partinin risk aldığını, elini taşın altına koyduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İYİ Parti ve Özgür Özel'in yeni partisinden büyük bir milletvekili grubu hariç, elbette. "Terör" üzerinden siyasi rant elde edenlerin bu yasayı kendi siyasi bekaları için tehdit olarak görmeleri anlaşılmaz değil. Dün Suriyeli düşmanlığını körükleyerek oy toplamaya çalışanlar, bugün de Çerçeve Yasa'yı çarpıtarak "Sevr" yalanıyla aynı rantın peşinde. Önceki çözüm süreçlerinin başarıya ulaşamamasının sebeplerinden biri bu olumsuz siyasi kampanyalardı; ancak bugün için etkilerini büyük ölçüde yitirmiş durumdalar.
Teklif Meclis'ten geçti, yasalaştı; şimdi sıra PKK/KCK'nın silahları bırakmasına geldi. Evet, gözler bu saatten sonra örgütte. İpe un sermeye devam mı edecekler, yoksa gerçekten silahları bırakıp eve mi dönecekler
Kandil ve Avrupa cephesinden gelen ilk sinyaller karışık, yeni şart ve koşullar içeriyor. Örgütün Avrupa kanadından Remzi Kartal, sürecin ilerlemesi için Öcalan'ın özgürlüğünün şart olduğunu, aksi halde sürecin ilerlemeyeceğini açıkladı. "Hareket Yönetimi" adıyla (örgütü feshettiklerinden dolayı PKK/KCK adını kullanmıyorlar) yayınlanan bildiride de silah bırakmak için "Önder Apo'nun koordinatörlüğü gerçekleşmezse silah bırakma olmaz" diyerek şartlar öne sürüyorlar.

10