Vizyon Farkı

Türkiye, uluslararası sistemin en kritik masa toplantılarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. NATO'ya üye 32 devlet başkanı, zirve için Ankara'ya geliyor. Üç binden fazla yerli ve yabancı basın mensubu ise bu dev organizasyonu takip etmek üzere akreditasyonunu tamamladı.

Kıta Avrupası, ABD ve özellikle Türkiye için hayati önem taşıyan bu zirve, aynı zamanda tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor. NATO tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelendirilen buluşmaya Ankara'nın ev sahipliği yapması, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik ağırlığının arttığının en somut göstergesi.

Peki Türkiye bu noktaya nasıl geldi Artık Körfez, Afrika, Asya ve Avrupa olmak üzere yaklaşık 40 ülkeye savunma sanayi ürünü tedarik eden bir ülke konumundayız. Üç binden fazla yerli şirketiyle ve yılda 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türk savunma sanayisi, ülkenin küresel dengelerdeki rolünü yeniden şekillendiriyor.

Bu atılım, beraberinde yalnızca ekonomik kazanç değil, aynı zamanda askerî ve siyasi bir dönüşüm getirdi. NATO bünyesinde ABD'den sonraki en güçlü orduya sahip olan Türkiye, bu kapasitesiyle yalnızca caydırıcılığını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte yeni büyüme fırsatlarının da kapısını aralıyor.

Bu başarının tesadüf olmadığı açık. Uzun soluklu, planlı ve istikrarlı kamu yatırımlarının ürünü olan bu tablo, savunma ihtiyaçlarının yüzde 80'ini yerli imkanlarla karşılayan bir Türkiye resmi çiziyor. Bugün Türkiye, Avrupa ve ABD için güçlü bir "ortak", Rusya ve Çin için dengelenmesi gereken bir "aktör", Türk dünyası için ise referans alınan bir "büyük abi" konumuna yükselmiştir.

15-20 yıl önce hayal bile edilemeyen bu seviyeye ulaşmak, elbette uzun vadeli bir siyasi iradenin ürünüdür. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki iktidarın savunma ve dış politikadaki kararlı duruşu, bu dönüşümün en belirleyici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.