ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik bir savaşa hazırlanırken, Netanyahu'nun sunduğu kritik fırsatla harekete geçti. 28 Şubat'ta Hamaney'e yönelik suikast, ABD-İsrail hattında İran savaşının fiilen başlangıcı oldu. Trump için bu, savaşa adeta 10-0 önde başlamak gibiydi.
Hamaney'in ortadan kaldırılması, Trump'a hızlı ve net bir "zafer" avantajı sağladı. Bu noktadan sonra temel önceliği, bu üstünlüğü koruyarak uygun bir çıkış yolu bulmaktı. Ancak hesap etmediği bir gelişme yaşandı: Hamaney gitti, yerine oğlu geçti.
Bu değişim, oyunu başa sardı. Trump, daha uzlaşmacı bir lider beklentisi içindeyken, karşısında kararlı ve dirençli bir İran buldu. ABD ve İsrail'e boyun eğmeyen yeni bir irade, savaşın seyrini yeniden dengeledi. Böylece Trump'ın elde ettiği avantajın önemli bir kısmı daha baştan eridi.
Şimdi ise Trump'ın odağı tamamen bu yeni liderde. "Belki öldü", "belki felç", "yüzü tanınmaz halde" gibi iddialar, onun zihninin ne kadar bu meseleye kilitlendiğini gösteriyor. İlk gün elinde olan kesin zafer, yerini giderek belirsizliğe bıraktı.
Bugün gelinen noktada Trump, kaybettiği üstünlüğü geri kazanma arayışıyla daha derin bir çatışmanın içine çekiliyor. Bu da onu adım adım bir bataklığa sürüklüyor.

6