Trump'ı "Kürtler" mi dolandırdı
Trump'ın kaybolan silahlardan bahsetmesi, ABD'nin İran'da açıktan gizli bir savaş yürüttüğünü ortaya koyduysa, bu silahlar gerçekten protestoculara ulaşmadı mı yoksa operasyon başından beri farklı bir hedefi mi güdüyordu?
Yazı, Trump'ın FOX News açıklamalarından hareketle ABD ve İsrail'in 2025'te İran'da örtülü bir savaş yürüttüğünü, binlerce kişinin hayatını kaybettiğini iddia ediyor. Bu tezini, bölgedeki silah sevkiyatlarının ve etnik/mezhepsel destabilizasyon politikalarının uzun tarihçesiyle kanıtlamaya çalışıyor. Peki Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Talabani hareketi ve PKK arasında kurduğu çizgiler gerçekten bu kadar net ve bu operasyonları açıklamada yeterli miydi?
ABD Başkanı Trump'ın FOX News'e verdiği demeç, Ortadoğu'daki örtülü operasyonlara dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump, 2025 yılında İran'daki göstericilere dağıtılmak üzere çok sayıda silah gönderildiğini, bu silahların Kürtler üzerinden ulaştırılmak istendiğini ancak protestoculara ulaşmadığını söyledi. "Galiba Ortadoğu'da dolandırıldık" diyen Trump, bu nedenle Kürtlere kızgın olduğunu da ifade etti.
Bu açıklamalar, ABD'nin -dolayısıyla İsrail'in- 2025 yılında İran'a karşı örtülü bir savaş yürüttüğünü ortaya koyuyor. Rejime karşı İranlıları ayaklandırmaya yönelik kışkırtmanın ötesine geçilmiş, sahaya silah sürülmüş. İran yönetiminin açıkladığı rakamlara göre olaylarda 3 bin 200'den fazla kişi hayatını kaybetti. Bağımsız kaynaklar ise bu sayının 5 bine yaklaştığını belirtiyor. Tablo, İran'daki kanlı sürecin arkasında dış müdahalenin ağırlığını açık biçimde gösteriyor.
"Kayıp" silahlara dönersek; Trump, söz konusu silahların Kürtlerin elinde kaldığını söylüyor. Buradaki "Kürtler" ifadesi somut adresler barındırıyor. Bölgede ABD'nin temas kurduğu başlıca yapılar Barzani yönetimi, Talabani çevresi ve PKK'nın uzantısı PJAK. İran sahasına erişim kapasitesi açısından ise Süleymaniye merkezli Talabani hareketi ile Kandil hattı öne çıkıyor. PKK'nın Kandil'deki varlığı ve PJAK üzerinden İran içlerine uzanan yapısı bu hattı daha da kritik hale getiriyor.
ABD'nin Suriye'de SDG'ye silah sevkıyatında izlediği güzergah hatırlandığında tablo daha netleşiyor. Sevkıyatların ilk durağı çoğu zaman Erbil merkezli Barzani bölgesi oldu; buradan da İran'a coğrafi olarak en yakın unsurlara aktarım sağlandı. İran'a gönderildiği belirtilen silahların protestoculara ulaşmadığına göre, hangi hat üzerinde tutulduğu da Washington tarafından bilinmektedir.

3