Yazarın iddiası, Trump yönetiminin İran'la müzakerelerin başarısızlığında nükleer taahhüt gerekçesini ileri sürürken, aslında Netanyahu'nun talimatlarında hareket ederek İran'ı tamamen ortadan kaldırmak niyetinde olduğudur. Bu iddiayı öne sürme nedeni, müzakerelerin sırasında devam eden İsrail saldırıları ve Trump'ın daha önceki söylemlerinin çelişkisine işaret etmektedir. Yazının kilit argümanı ise İran'ın askeri kapasitesinin zaten büyük oranda zayıflatılmış olmasının, "nükleer" söylemini yalnızca bahane haline getirdiği yönündedir. Ancak Trump'ın gerçekten İsrail'in çıkarlarını mı yoksa ABD'nin stratejik çıkarlarını mı öncelediğini belirlemek ne kadar mümkün olabilir?
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la ateşkese varması ve kalıcı barış için İslamabad'ta müzakere kapılarının aralanması herkesi umutlandırmıştı. Benjamin Netanyahu'nun savaşı İran üzerinden Körfez'e sıçratma çabalarının en azından bir ölçüde engellenebileceği düşünülüyordu. Ne var ki İsrail, ateşkesi sabote etmek için girişimlerini artırdı. ABD ile İran İslamabad'ta barış ararken, Netanyahu Lübnan'da saldırılarını - dolayısıyla katliamlarını - artırarak sürdürdü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in
müzakerelerin başarıya ulaşmadığı yönündeki açıklamasından saatler önce Netanyahu, İran'a yönelik saldırıların devam edeceği mesajını paylaşmıştı. Dahası, sızan bilgilere göre müzakereler sürerken Netanyahu'nun Vance'i arayarak görüştüğü de ortaya çıktı.
ABD tarafının müzakerelerin başarısızlığına dair sunduğu gerekçe son derece aldatıcı. İran'ın nükleer silaha asla sahip olmayacağı yönünde taahhütte bulunmadığını öne sürüyorlar. Oysa İran, "barışçıl nükleer hakkından hiçbir ülkenin mahrum bırakılamayacağını" savunuyor - ki bu son derece meşru bir argüman.
Hatırlanacağı üzere ABD ve Avrupa, 2015 yılında İran'la barışçıl nükleer faaliyetler konusunda bir anlaşmaya varmış ve yaptırımları kaldırmıştı. Ancak Trump, bu anlaşmayı 2018'de tek taraflı olarak terk ederek ABD'yi süreçten çekti.
Trump aslında İran'la savaşın zeminini ilk başkanlık döneminde hazırladı. İran'a yönelik askeri seçeneğin gündemde olduğu o dönemden beri biliniyordu. Bugün gelinen noktada, Trump'ın yeniden başkan seçilmesinin koşullarından birinin ABD'yi İran'a karşı İsrail'in yanında savaşa sokmak olduğu izlenimi güçleniyor.
Trump'ın İran'ın nükleer programına ilişkin dayatmaları ise esasen yeni bir savaş gerekçesi üretme çabasından ibaret.

6