Trump'ın Erdoğan'a duyduğu saygıyı kaç kez farklı başlıklarla dile getirdiğini hatırlamak bile zor. Benim en çok dikkatimi çeken vurgusu ise şu sözleri oldu: "Erdoğan harika bir lider, çok güçlü bir kişi. Güçlü bir ordu yarattı. O, Türkiye'yi seviyor ve harika bir iş çıkarıyor, ülkesini güçlendirdi."
Bir lidere gerçekten saygı duyulmasını sağlayan temel özellik, ülkesini ne kadar güçlendirdiğidir. Trump'ın defalarca tekrarladığı "Türkiye'nin güçlü savunma sanayisi var, güçlü ordusu var, Erdoğan harika iş çıkarıyor; ben kendisine saygı duyuyorum, Putin de ona çok saygı duyuyor" ifadeleri doğrudan bu gerçeğe işaret ediyor.
Devletler arası ilişkilerde pek çok söz nezaketen söylenebilir; liderler birbirlerine iltifat da eder. Ancak Trump'ın bu sözleri, altı çizilmesi gereken somut gerçekleri anlatıyor. Yarın karşı karşıya gelsek dahi ortadan kalkmayacak gerçekler bunlar.
Burada asıl amacım Trump'ın Sayın Erdoğan'a duyduğu saygıyı anlatmak değil; CHP etrafında Erdoğan nefretiyle dolduruşa getirilen toplumsal muhalefetin gerçekle bağını tümden koparmış olmasına dikkat çekmek.
Erdoğan'a karşı geliştirilen "nefret ideolojisi" muhalefetin meşruiyetini aşındırıyor. Ülkesini bu kadar kalkındıran, güçlendiren ve güvenliğini artıran bir lidere karşı en azından Trump kadar saygı gösteren bir muhalefet politikası şekillenmek zorunda. Aksi takdirde CHP öncülüğündeki bu muhalefet cephesi, Netanyahu gibi Türkiye karşıtı bir zemine kayabilir ki bu da muhalefetin kendi meşruiyetine vuracağı en büyük darbe olur. NATO zirvesi kuşkusuz Batı için bir dönüşüm fırsatı anlamına geliyor; muhalefet için de dileğim, ülkesini güçlendiren lidere saygı duyan bir anlayışın inşa edildiği yeni bir milat olmasıdır.

10