"Tera'yı 2027'nin ortalarında patlatacaklardı..."

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Meclis Grubu'nda yaptığı konuşmayı dinliyorum; kelimesi kelimesine, noktası virgülüne kadar yurt dışındaki FETÖ'cü YouTuber'ların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, ailesini, kardeşlerini, yeğenlerini hedef alan yayınların birebir aynısı.

CHP'yi ele geçiremeyince Yeni Parti'yi kuran Özgür Özel, tıpkı 17-25 Aralık'ta Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi FETÖ'nün Meclis'teki sözcülüğüne soyunmuş görünüyor.

Fon krizinin işaret fişeğini ilk olarak yurt dışındaki FETÖ'cü hesapların, aylar öncesinden attığını hatırlatmak gerekiyor.

Yine de şunun altını çizmek gerekiyor: Kurumsal denetim zaafiyeti, çürümüş bürokrasiden satın alınan adamlar, nefsine yenilen siyasetçiler olmasa fon krizi, fon dolandırıcılığı yahut adına ne denirse densin bu hadise yaşanmayacaktı.

Çıkanların dolandırıcı, kalanların mağdur olduğu, anlaşılması da hayli zor olan; piyasaya bir şekilde yutturulan bu saadet çarkının elbette mağdurları var. Ama bu mağdurların arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan da bulunuyor.

Kenarda köşede saklananların, pusuda bekleyenlerin bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerine üşüşmesi de bunu gösteriyor. Yurt dışındaki FETÖ'cü YouTuber'ların videolarına baktığınızda açıkça görülüyor; önlerine konulan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef alan dosyaları bile zar zor okuyabiliyorlar. Mesele kuşkusuz Erdoğan'ın şahsi olarak yıpratılması meselesi değil. Ülkenin ekonomik ve siyasal istikrarı, sağlığı. Galeyana getirilen öfkeli kalabalığın kulakları hiçbir şeyi duymuyor, gözleri hiçbir şeyi görmüyor. İsrail'in aparatı FETÖ'nün tam istediği kıvam.

Bu fon yolsuzluğunun hedefi ülkenin ekonomik-siyasal istikrarını sarsmak, bozmak mıydı Alınan ilk tedbirler siyasete dönük değil, ekonomiye yönelik olduğuna göre amaç biraz da buydu. Borsa çöktü ama buradan çıkan paralar dolara yönelmedi. İstenen kargaşa çıktı ama dolar şokuna dönüşecek bir panik yaşanmadı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarıyla yaptığım görüşmede fon krizine ilişkin gayet soğukkanlı değerlendirmeler işittim. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanlarının paylaşımlarına bakıldığında da aslında savunmacı bir yaklaşım yok. Kurumsal zaafiyete işaret ediyorlar, bürokratik yozlaşmadan bahsediyorlar, en kibar deyimle "nefsine yenik düşen" siyasilerin varlığını dile getirip eleştiriyorlar.

Ancak meseleyi sadece bir "yolsuzluk hadisesi"yle de sınırlamıyorlar. Cumhurbaşkanlığı kaynakları anlayabildiğim kadarıyla fon krizinin merkezinde yer alan Tera ve sahipleri baba oğul Oğuz ve Emre Tezmen üzerinde yoğunlaşıyorlar.