ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, ABD-İsrail saldırganlığını gerekçelendirirken kullandığı çarpıcı bir ifade bu. Witkoff, İran'a yönelik açılan savaşı İsrail'in güvenlik açığına dikkat çekerek savunuyor.
İlk bakışta "mantıklı" gibi görünen bu gerekçe aslında İsrail'in 1948'den bu yana benimsediği yayılmacı yaklaşımı ve işgal politikalarını meşrulaştırmanın bir aracı. Hikayeyi "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı" tartışmasına çevirerek başlangıç noktasını görünmez kılmaya çalışıyorlar.
Oysa İsrail'in yayılmacılığı 1948'de Filistin'in gaspıyla başladı. 1967 savaşıyla bu süreç yeni bir aşamaya geçti; Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri'nin işgaliyle derinleşti. 1973 Yom Kippur Savaşı sonrasında Süveyş'in batısında ve Golan'da daha fazla alan kontrol altına alındı. 1982'de ise Lübnan'ın güneyi işgal edildi.
7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırılarının ardından Gazze'de yürütülen soykırım politikası ve Batı Şeria'nın ilhakını gündeme getiren adımlar, bu çizginin yeni halkaları oldu. ABD ve İsrail'in İran'ı hedef aldığı ve haziran ayında patlak veren "12 Gün Savaşı", Yemen'den Katar'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada egemen devletlerin sınırlarını ve haklarını yok sayan operasyonlarla sürdürüldü. 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlatılan saldırı ve dini lider Hamaney'in öldürülmesi, gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Bu gelişmelerin ardından İsrail, Lübnan'ın güneyini yeniden işgal etti.
İsrail, İran'a yönelik saldırılardan önce "yükselen yeni Sünni eksen" olarak Türkiye'yi işaret ederek tehdit doktrinini güncellediğini de açıkladı.

3