Tarih, içerik üreticilerine yenik mi düşecek

15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılına girerken FETÖ'nün yurtdışındaki firari sosyal medya hesapları yoğun bir mesai harcıyor. Tek merkezden yönetilen bu hesaplar, 15 Temmuz'a dair sistematik şekilde yeni içerikler üretip, tarihi yeniden yazmak istercesine dijital dünyayı yalan, çarpıtılmış ve sahte anlatılarla dolduruyor.

Darbenin başarısız olmasının ardından Pensilvanya'dan pompalanan "darbe değil tiyatro", "kontrollü darbe" gibi çarpıtmalar, hapisteki FETÖ'cü darbe girişimcilerinin sonradan geliştirdiği yalan hikayelerle beslendi. Bu anlatılarla kanlı darbe gecesini karartmaya çalışıyorlar.

En büyük dayanakları ise kuşkusuz "Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür" özdeyişinde dile gelen insanların unutmaya olan meyli. Aynı yalanları yıllarca tekrarlayıp algoritmaların da yardımını alınca, bu sahte anlatılar dijital dünyanın en çok görünen içeriği haline geliyor. En çok görünen ve insanlara en çok ulaşan içerikler ise zamanla gerçeğin yerini almaya başlıyor.

Öznelliğin hakikatin yerini tutmaya çalıştığı bu dijital çağda en büyük tehlike, tarihin içerik üreticiliğine yenik düşmesidir.

Bu tuzağın FETÖ'nün önüne kimler tarafından konulduğu da aslında sır değil. İsrail'in Gazze'deki soykırım anlatılarını sosyal medyadan ve dijital alandan tek tek kaldırması, temizlemesi, görünmez kılması bize bir adresi işaret ediyor. İsrail Gazze'deki katliamlarını nasıl adım adım temizleyip görünmez kılıyorsa, FETÖ'cüler de 15 Temmuz gecesini karartmak için yalan yanlış içerikler üretip gerçek hikayelerin görünmemesini sağlamaya çalışıyor.