Süveyş'ten Hürmüz'e: Trump'ın açmazı

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş, bölgesel sonuçlarından çok, doğuracağı küresel etkiler bakımından giderek daha fazla önem kazanıyor.

ABD-İsrail'in İran'a savaş açması ve Hürmüz'ü kontrol altına alma çabası, 1950'lerde İngiltere'nin İsrail ve Fransa ile birlikte Süveyş Kanalı'na müdahalesinin ardından kaybettiği küresel hegemonyaya benzetiliyor.

Savaşı "kısa süreli bir girişim" olarak başlattığını duyuran Trump, dördüncü haftasında çatışmayı daha da derinleştirecek hazırlıklar yapıyor.

Başlangıçta savaşın, İran'ın nükleer ve balistik füze kapasitesinin yok edilmesiyle sınırlı kalacağını açıklayan ABD Başkanı, bugün Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve kontrolünü sağlama gerekçesiyle kara savaşına doğru sürükleniyor. Netanyahu'nun peşinde, savaşın kontrolünü kaybettiği izlenimi veren Trump, küresel bir enerji krizinin eşiğinde duruyor.

Körfez ülkeleri, ABD-İsrail'in başlattığı bu savaşa dahil olmaya direniyor. Bölge ülkeleri, Netanyahu'nun öncülük ettiği bu savaşa açıktan taraf olmaktan uzak duruyor. NATO, kendisini bir "savunma paktı" olarak tanımlayarak ABD'nin arkasında hizalanmıyor. Körfez ülkelerinin güvenliğini sağlama iddiasındaki ABD ise, tersine, bölgeyi büyük bir savaşın ortasına doğru sürüklüyor.