Suriye'de "Rojava" parantezi kapandı

Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan mutabakat, Suriye'nin kuzeydoğusunda uzun süredir fiili olarak varlığını sürdüren "Rojava" denklemini kapatan bir dönüm noktası oldu. Haseke, Kamışlı ve Kobani'ye Suriye güvenlik güçlerinin girmesiyle birlikte, sahadaki yönetim ve kontrol yeniden Şam'a devredildi. Bir dönem haritalarda Suriye'nin geri kalanından farklı renkte gösterilen kuzeydoğu parçası, fiilen ve sembolik olarak Suriye devlet yapısına geri döndü. Rojava söylemi, uluslararası konjonktürün ve savaş koşullarının ürünüydü. Ancak şartlar değiştiğinde, o parantezin de kapanması kaçınılmaz hale geldi.

Bu noktaya gelinmesinde Suriye'nin kendi iç dinamikleri kadar, bölgeyi doğrudan etkileyen dış aktörlerin tutumu da belirleyici oldu. Özellikle Türkiye'nin yıllara yayılan tutarlı dış politikası ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı yaklaşımı, bu sürecin arka planındaki en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Ankara, Suriye krizinin en başından itibaren sınır güvenliğini, terör tehdidini ve bölgesel istikrarı birlikte ele alan bir strateji izledi. Zaman zaman eleştirilen, ancak sahadaki gelişmelerle doğrulanan bu çizgi, bugün gelinen noktada sonuç üretmiş görünüyor.

Erdoğan'ın sıkça vurguladığı "Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge" stratejisinin Suriye ayağı, Rojava parantezinin kapanmasıyla büyük ölçüde hayata geçmiş durumda. Bu yaklaşım, sadece Türkiye'nin güvenliğiyle sınırlı olmayan; Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve devlet egemenliğini de esas alan bir çerçeve sunuyor. Aynı stratejik bakışın şimdi sıradaki adresi ise Irak. 1990'daki Körfez Harekatı sonrasında oluşan ve yıllardır tam anlamıyla giderilemeyen otorite boşluğunun kapatılması hedefi, Ankara'nın bölgesel güvenlik perspektifinin doğal devamı olarak görülüyor.