Çözüm sürecine dair muhalif çevrelerde en çok paylaşılan görüş şu: "Bütün bu olup biten, ABD'nin isteği, talebi, hatta talimatıyla gerçekleşiyor." Kısacası "Terörsüz Türkiye" sürecinin ABD'nin siparişiyle başladığı iddiası öne çıkarılıyor.
Oysa Turgut Özal'dan, "Kürt realitesini tanıyoruz" diyen Süleyman Demirel'e, Erbakan'dan Sayın Erdoğan'a kadar yarım asrı aşan süreçte neredeyse bütün başbakanlar, cumhurbaşkanları ve parti liderleri PKK sorununu gündemine aldı ve çözmeye çalıştı. Bunu "ABD'nin talimatı"yla açıklamak, kendi tarihimizi inkar etmek anlamına gelir. "Trump'ın elçisi Tom Barack'ın istediği için başladı" demek, herhalde dünyanın en kolaycı siyasi analizi olur.
Tabii bu noktada "Peki ABD, Öcalan'ı neden bize verdi" itirazı büyük bir kanıt olarak sunuluyor. Sanki Öcalan 27 yıldır İmralı'da hapis yatmıyormuş gibi! Bu komplo teorileri gerçek olsaydı, Öcalan bugün İmralı'da olmazdı. ABD bu kadar muktedir olsaydı, Hükümet ABD'nin talimatlarıyla hareket etseydi, herhalde bu sorun çoktan hallolmuş olurdu. Değil mi
NİYET NE
Bir ülkenin iç dinamiklerini, güç ve olanaklarını dikkate almadan her gelişmeyi sadece ABD talimatlarıyla açıklamak, kimseyi hakikate ulaştırmaz. Tabii niyetimiz hakikati aramaksa.
Bu sürecin bir günde başlamadığını, tarihi bir arka planı olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Sayın Erdoğan, başbakan olur olmaz 2005'te Diyarbakır'da ne demişti: "Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Benim de sorunumdur. Biz büyük bir devletiz. Cumhuriyet ilkesi ve Anayasal düzen dahilinde her sorunu, daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refahla çözeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, devlet kurumlarının birikim ve tecrübesine dayanarak 2007'den itibaren önce örgütün siyasi kanadıyla, sonra İmralı ve Kandil ile çözüm arayışlarına başladığını biliyoruz. Bu çabaların 2009'da Mahmur ve Kandil'den 34 kişinin "eve dönüş" süreciyle başladığını, örgütün Habur'da şov yapması üzerine akim kaldığını, kısa süreli kesintilerle 2013-2015'te sürdüğünü de biliyoruz.
Suriye iç savaşıyla birlikte örgüt rotasını "bağımsız devlet"e çevirip Türkiye'yi istikrarsızlaştıracak hendek provokasyonunu başlatınca, Erdoğan "Çözüm sürecini buzdolabına koyduk, şimdi operasyon zamanı" demek zorunda kaldı.
ZAMANLAMA NEYİ GÖSTERİYOR

15