SDG'nin feshi ve tartışmalar

Türkiye'nin İmralı'yı muhatap alarak başlattığı yeni çözüm sürecinin en somut sonuçlarından biri, PKK'nın Suriye kolu SDG'nin entegrasyon yolunu seçerek "özerk yönetim" ve "bağımsız devlet" hedefinden şimdilik vazgeçmesi oldu.

İmralı ile başlatılan sürecin bugüne kadarki en elle tutulur sonucu ise Suriye'deki bu köklü değişim oldu.

Türkiye için stratejik bir kazanım olan bu hamle, örgüte de yeni kapılar açıyor - hem Suriye'de hem de Türkiye'de meşruiyet zeminini genişleterek. Elbette ki yeni bir form ve yeni bir kimlikle.

Türkiye'de devam eden çözüm sürecinin PKK'nın silahları bırakmasıyla sonuçlanması ve başarıya ulaşması halinde Ankara, "terörsüz bölge" hedefine çok daha yaklaşacak. Bu durum PKK açısından da meşruiyet edinme, siyasallaşma ve Ortadoğu'da yeni bir zemin yakalama anlamına gelecek. Öcalan'ın hedefi de zaten örgütü dönüştürerek Türkiye ve Ortadoğu'da meşru siyasi bir aktör haline getirmek.

Ne var ki İmralı'nın çıkardığı yol haritasına en çok itiraz ve eleştiri kendi örgütünden çok diğer Kürt milliyetçilerinden geliyor. Suriye'de "özerk devletten vazgeçilerek" İmralı eliyle Türkiye'ye bir hediye sunulduğu ifade ediliyor. "General Mazlum'un rütbeleri söküldü, danışman yapıldı" diye alay ediyor; Eş Başkan İlham Amed'in ise "sıradan bir milletvekili"ne indirgendiğini söyleyerek pozisyon değişikliklerini küçümsüyorlar. Genel olarak SDG'yi, PKK'yı ve İmralı'yı "Kürt davasına ihanet etmekle" eleştiriyorlar.