Savaşın kontrolü Netanyahu'da

28 Şubat'ta ABD-İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, İsrail'in 18 Mart'ta İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasını vurmasıyla yeni bir aşamaya geçti. Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerinden birine ev sahipliği yapan bu tesislerin vurulmasına İran, Körfez'in enerji altyapısını hedef alarak misilleme yaptı. Katar'daki Ras LNG tesisini vurdu. Suudi Arabistan ve BAE'deki enerji hedeflerine saldırdı. Böylece savaş, Körfez'in enerji altyapısını da içine alan bölgesel bir nitelik kazandı. ABD-İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş, küresel enerji riski oluşturan büyük bir krize dönüştü.

ABD Başkanı Trump, İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasının vurulmasına ABD ile Katar'ın dahil olmadığını ve İsrail'in bu tesisleri bir daha hedef almayacağını açıklasa da ok yaydan çıkmış durumda.

Bu tablo, ABD Başkanı'nın İran'a yönelik savaşta inisiyatifi İsrail'e kaptırdığını gösteriyor. Trump, dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerinden birine İsrail'in ABD'den habersiz saldırdığını itiraf ederek, bu savaşın yönetilme sürecinde irade sahibi olmadığını da açıkça ortaya koyuyor. Kendisini eleştirenleri, muhalifleri ve çevresindekileri sık sık "aptallıkla" suçlayan Trump'ın ne kadar "akıllı" olduğu da ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Trump'ın İsrail tarafından kolayca yönlendirildiğini, bizzat Trump tarafından Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü olarak atanan Joe Kent dile getirdi. İran savaşına karşı çıkarak görevinden istifa eden Joe Kent, Tucker Carlson'a verdiği röportajda Trump'ın İsrailli yetkililer ve medya tarafından yanlış yönlendirildiğini savundu:

"Bu yankı odası, İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi harekete geçerseniz zafere giden açık bir yol olduğuna inanmanız için sizi kandırmak amacıyla kullanıldı. Bu bir yalan ve İsraillilerin bizi, ulusumuzun en iyi erkek ve kadınlarından binlercesinin hayatına mal olan felaket Irak savaşına çekmek için kullandığı taktiğin aynısı."