Sahi, Epstein'in Nobel ödülleriyle alakası neydi

Nobel ödülünü aldıktan sonra ABD'ye yerleşen Orhan Pamuk'un yeniden Türkiye'ye döndüğünü, tartışma yaratan açıklamaları sayesinde öğrendik. Pamuk, Masumiyet Müzesi'nden uyarlanan dizinin galasında "Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafasında pislik var" anlamına gelen bir ifade kullandı. Bu sözler haliyle tepki uyandırdı. Zaten Pamuk'un amacının da tepki üretmek olduğunu söylemek zor değil. Eskiden de böyleydi. Kitaplarının piyasaya çıkacağı dönemlerde mutlaka sansasyon yaratan sözlerle gündem oluşturur, adını yeniden dolaşıma sokardı. Sessiz kalarak görünür olmanın zor olduğunu gayet iyi biliyor.

Nitekim "Bir milyon Ermeniyi kestik" sözleri de büyük tartışma yaratmış, bu sözlerin Nobel ödülüne giden yolu açtığı yönünde yoğun eleştiriler yapılmıştı. Nobel ödüllerinin dağıtımında siyasi saiklerin belirleyici olduğu düşüncesi artık bir komplo teorisi olmaktan çıkmış, yaygın bir kanaate dönüşmüş durumda.

Orhan Pamuk'un "Ortadoğulu erkeklerin kafası pislikle dolu" sözlerinin siyasi karşılığını ise CHP ve dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylemlerinde görmek mümkündü. Binlerce yıldır yaşadığımız, her köşesine rengimizi verdiğimiz bu coğrafyayı, Ortadoğu'yu "bataklık" olarak tanımlıyordu. Böyle bir tanım, bu coğrafyada yaşayan insanları da ister istemez değersizleştiren bir bakış açısını beraberinde getiriyordu.

Orhan Pamuk, aynı zihniyetin kültürel ve edebi versiyonu gibi duruyor. İnsanları yaşadıkları coğrafyaya göre "pislik" olarak kategorize eden, özellikle Ortadoğulu insanı bu şekilde kodlayan bir yaklaşımın, insan ruhuna ve derinliğine nüfuz etmesi beklenen bir edebiyatçıyla bağdaşması mümkün değil. Kurnaz ve saldırgan bir siyasetçiye yakıştırılabilecek bir dil, bir romancıya yakışmaz. Hele Nobel ödüllü bir romancıya hiç yakışmaz.