Muhalefetin muhalefeti dolandırdığı hikaye

Türkiye'de siyasi ve toplumsal muhalefetin serüveni ilginçtir. Önce FETÖ gibi uluslararası istihbarat ağlarının elinde Türk siyasetini biçimlendirme aparatına dönüştü. Sonra, başarısızlıkları derinleştikçe, kendi içindeki rüşvetçilerin, kamu malını yağmalayan soyguncuların, dolandırıcıların kucağına düştü.

Haluk Levent'in başında olduğu, muhalif siyasetin, medyanın ve sanat dünyasının körüklediği, parlattığı, göklere çıkardığı Ahbap Derneği, bugün deprem yardımlarını iç etmekle suçlanan bir soruşturmanın merkezinde. Basına yansıyan iddialar, dolandırıcılığın boyutunun sanılandan çok büyük olduğunu gösteriyor.

Muhalif kesimde büyük bir hayal kırıklığı ve duygusal çöküntü var. İktidarı suçlayabilseler belki rahatlayacaklar. Erdoğan'ı suçlayabilseler belki teselli bulacaklar. Ama dolandıran da dolandırılan da kendileri. Kime saldıracaklarını şaşırmış durumdalar; çünkü siyasal iktidara karşı büyük bir "vicdan" kampanyası yürüttüklerini sanıyorlardı. Oysa devasa bir dolandırıcılık şebekesinin ağına rehin düştüklerini nereden bileceklerdi.

"Kime güveneceğiz artık", "Büyük hayal kırıklığı yaşıyoruz" serzenişleri, hala bu yalan şebekesini anlamaktan uzak olduklarını gösteriyor. Depremin yaralarını dolandırıcıların saracağına inanmak kendi hatalarıydı. Devlete olan güvensizlikleri kendi seçimleriydi. Erdoğan'ın tecrübesini ve uyarılarını dikkate almamak kendi tercihleriydi. Yozlaşmış, dejenere muhalif medyanın ve sanatçıların soytarılıklarına itibar etmek ise açık bir yanılgıydı.