Liberallerin afyonlamasına gelmeyin

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Münih Konferansı'nda SDG lideri Mazlum Abdi ile kucaklaşması ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun, Mazlum Abdi ve İlham Amed'in de yer aldığı Suriye heyetiyle birlikte fotoğraf vermesi, hala Batı'dan medet uman "Ruşengiller" olarak andığım sol-liberalleri ve siyasi Kürtçüleri fazlasıyla heyecanlandırmış görünüyor.

Ancak bu fotoğrafı mümkün kılanın, Türkiye'nin SDG'ye dayattığı ve bütün itirazlara rağmen kabul ettirdiği 30 Mart mutabakatı olduğunu görmezden geliyorlar. PKK yanlısı liberallerin her zaman başvurduğu bir kurnazlık bu. Üstelik bu yaklaşımın PKK ve DEM çevrelerini etkilemeye yettiğini de belirtmek gerekir.

Geçmişte tüm çözüm ve normalleşme süreçlerinde liberaller ve ana akım sol çevreler Batı'ya yakınlaşmayı tercih ederken, PKK'yı alkışlayıp pohpohlamış; buna karşılık örgütün Ankara ile çözüm sürecine oturmasını ise "teslimiyet" olarak nitelendirerek yön vermeye çalışmışlardı.

Önceki çözüm sürecinde bu liberal yazarların, PKK'yı "devlet olma imkanı varken daha azına razı olmakla", yani devletle çözüm süreci yürütmekle oyalandığı gerekçesiyle eleştirdikleri hala hafızalardaki yerini koruyor.

Bugün aynı liberal kesim, Mazlum Abdi'nin bölgenin eski sömürge gücü olan Fransa'nın Cumhurbaşkanı ile kucaklaşmasını da benzer bir çarpıtmayla, örgütü manipüle etmek için kullanıyor. Kurdukları denklem açık: Macron sizinle kucaklaştı, Rubio sizinle fotoğraf verdi; o halde devlet olma yolunuz açık. Kendinize gelin; Suriye'de kaybetmediniz, Türkiye bir şey kazanmadı. ABD ve Fransa desteği arkanızda, çözüm süreciyle oyalanmayın.

Oysa aynı çevreler, TBMM heyeti İmralı'yı ziyaret edip Abdullah Öcalan ile görüştüğünde, Öcalan'ı örgütün gözünden düşürmeye çalışıyor; Suriye'deki kayıpların sorumlusu olarak İmralı'yı işaret ediyorlardı. Suriye'deki 30 Ocak anlaşmasının Ankara ve İmralı'nın etkisiyle mümkün hale geldiğini ise özellikle gözlerden kaçırmaya çalışıyorlar.