Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel, Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın'ın başını çektiği CHP yönetiminin, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'ndan görevi devraldıktan sonra partiyi ne hale getirdiğine iyi bakın.
Liderlikte, yöneticilikte başarısızlığın bahanesi olmaz. Talip olunan makamlar yüksek makamlardır. Başarısızlık durumunda ne hükümeti suçlamak, ne yargıyı karalamak ne de CHP içindeki muhalefeti suçlamak kimseyi haklı çıkarır. Parti genel başkanlığı böyle bir makamdır.
Özgür Özel, CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını koyduğunda Ekrem İmamoğlu'nun desteğiyle bu koltuğa oturdu. Yanına "yol arkadaşı" olarak birçok ismi getirdi. Bugün bu isimler yolsuzluk soruşturmalarıyla anılsa da, bundan bağımsız olarak CHP'nin yönetim pratiğini değerlendirelim ki objektif sonuçlara ulaşabilelim.
Kurultaydaki hançerleri bir kenara bırakıp, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan görevi devralan Özgür Özel ve yönetim ekibinin pratiğini tartıya çıkaralım. Kılıçdaroğlu ile Özel dönemini karşılaştıralım.
Kemal Kılıçdaroğlu girdiği son genel seçimde yüzde 47,82 oranla 25 milyon 504 bin 502 oy aldı. Rakibi Erdoğan ise yüzde 52,18 oranla 27 milyon 834 bin 692 oy alarak ikinci turda seçimi kazandı. CHP tarihinde ilk kez bu kadar yüksek oy oranına ulaşıldı ve Erdoğan'la kora kor bir yarış yaşandı. Sağ ittifak galebe çaldı; ikinci turda milliyetçi aday Sinan Oğan, Erdoğan'ın yanına geçti ve Kılıçdaroğlu kaybetti.
Kuşkusuz Kılıçdaroğlu'nun oy oranının artmasında Altılı Masa'nın ve HDP'nin ittifakta yer almasının büyük payı vardı. Bunun yanı sıra muhalefet cephesinde isimleriyle öne çıkan İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş da Kılıçdaroğlu'nun "yardımcıları" olarak seçim yarışına katılıp Kemal Bey'e destek verdiler. Erdoğan'a karşı seçimi kaybeden sadece Kılıçdaroğlu değildi; aynı zamanda "cumhurbaşkanı yardımcıları" olarak seçmenin karşısına çıkan İmamoğlu ve Yavaş'tı.
Bu tablonun ortaya çıktığı sabah, CHP'de Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlıktan indirilmesi için düğmeye basılması siyasetin cilvesi olsa gerek. Siyasi partilerde böyle şeyler olabilir. Ancak CHP'yi devralan yeni yönetim, öncekiyle kıyaslanmaktan kaçamaz. Başarılı olurlarsa tarih Kılıçdaroğlu'nu unutturur; başarısız olurlarsa Kemal Bey'in hayaletinden kurtulamazlar.
Nitekim 2024 seçimlerinde CHP'deki yeni yönetimin gösterdiği yerel başarı kalıcı olmaktan uzaktı. Yerel yönetimler siyasi partiler için büyük bir sınav alanıdır. Başarılı olursanız genel seçimlerde seçmen sizi mükafatlandırır; sınavı iyi veremezseniz hayal kırıklığına uğratır.
CHP'nin yerel yönetimlerde gösterdiği sınırlı başarı, çok geçmeden partinin kabusuna dönüştü. İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehir, il ve ilçe belediyesi, yargının yolsuzluk soruşturmalarında sınavda kaldı. Maalesef CHP'li yerel yöneticiler, kamunun imkanlarını kişisel zenginlikleri ve siyasi kariyerleri için kullanma hatasına düştü. Başta İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere: Belediye imkanlarıyla Sarıyer'de edindiği üç villayı aile şirketinin üzerine geçirdiği iddiaları yüzünden büyük bir skandal patlak verdi. Çoğu tutuklanan diğer CHP'li başkanlar da benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Özgür Özel yönetiminin bu duruma karşı geliştirdiği neredeyse tek savunma, "operasyonların siyasi olduğu" iddiasıydı. Yüzlerce suçlamaya karşı tek bir yanıt geliştirdiler: İktidar, CHP'ye saldırıyor! Oysa siyasi bir toplumda yaşadığımızı unutan tam da Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve yeni CHP yönetimiydi. Yolsuzluk soruşturmalarının mümkün olduğunu, yerel yöneticilerin bu sınavı başarıyla atlatması gerektiğini bilmiyorlar mıydı Hesap edememişler miydi Öyleyse, talip oldukları makamın gerektirdiği akli ve ahlaki yeteneklerden yoksunlar demek ki.

14